Rum köyleri, Ege’nin en kültür potporili yerleri. Öte yandan biraz da hüzünlü. Tıpkı Gökçeada’da Zeytinliköy’ü burada anlattığım gibi...

Siyasiler yüzünden yaşanan mübadele ve onlar yüzünden topraklarından, evinden, sevdiğinden ayrı bırakılan insanlar. O yüzdendir ki, eski Rum köyleri günümüzde biraz hayalet şehir gibi. Ne oradan gitmeye zorlanan, ne de oraya yerleştirilen tutunabilmiştir bu köylerde. O yüzden de bir zamanlar odalarında rembetiko ezgileri yankılanmış bu canım taş evler yıkılmaya yüz tutmuş, öylece boş ve yalnız durmakta.

Kazdağları’nda 1 gece konakladıktan sonra, Sivrice’ye giderken çok sevdiğim Edremit-Assos güzergahı üzerinde bir kaç saatliğine ziyaret ettik Adatepe’yi. Edremit’ten çıkıp sahil hattı boyunca batıya doğru gittikçe; Akçay, Güre, Altınoluk’tan sonra Balıkesir’i bitirip, Çanakkale sınırına giriyorsun. Zaten hemen girişte Küçükkuyu seni selamlıyor. Küçükkuyu içine girmeden sağdan Zeus Altarı – Adatepe’ye dönüp, azıcık dağ tırmanıyorsun. Ve karşında şahane bir Edremit Körfezi manzarası!  

Zeus Altarı’nda genelde insanlar Edremit Körfezi’ne karşı gün batırıyorlar. Biz güneşi denizin içinde batıralım istediğimizden hızlıca bir Adatepe ziyaretinin ardından Sivrice’ye gazladık.

Zeus Altarı için patika yoldan yaklaşık 2 km. Kadar yürüyorsun. Karşına çıkan manzara (insan kalabalığını saymazsan) paha biçilemiyor gerçekten. Zeus Altarı’ndan Mayıs 2017 ziyaretimde şurada bahsetmiştim!

Bu sefer altarı es geçiyor ve direk Adatepe köyüne giriyoruz. Köy oldukça ufak. 1989 yılında sit alanı ilan edilmiş ve koruma altında! O sebeptendir ki çirkin “beton kent yüzü” buradan çok uzakta. Taş evler ve köy meydanında dolanan tavuklar bir anda beni kazanıyor :)

Köy meydanı köyün girişinde arabaları bıraktığın yerde. Kocaman bir çınar ağacının altında rengarek sandalyeler, masalar. Acıkan gözleme, ot yemekleri vs. yiyebiliyor. Tabi ki ben hemen “otlu dondurma” denemeliyim diye dondurmalara saldırdım. Köyde 3 tane dondurmacı var. Biri ağaç altında, diğerleri girişte solda. Ben Küçükkuyu sahilde de yeri olan Abdi Usta’yı tercih ettim. Yazları burada çalışan öğrenci çocuk en iyi dondurmanın kendilerinde olduğunu söyledi. E bizde öğrenciye destek olmak gerekir diyerek doldurdum kabı. Zencefilli, ısırganlı, kekikli, karadutlu, mirtillolu (yaban mersininin sütle işlenmiş hali imiş) bir sürü çeşit denedim. Mirtilloyu çok beğenince de öğrenci dostumdan bir ikram aldım :)

Adatepe dondurmasının dayanılmaz cezbediciliği! 

Köyün içerisi hayalet köy gibi. Çok az insan yaşıyor. Rumlar Yunanistan’a, oraya yerleştirilen Türkler de zamanında şehir merkezlerine göçmüş. Yıkık dökük evler ve mükemmel bir sakinlik kalmış ortada. Köyün camisini geçip denize doğru yürüdükçe müthiş bir manzara seni karşılayacak. İster zıpla, ister sevdiğini öp, istersen de dileklerini bağır gitsin....

Seyir noktası :)

REFİKA

Adatepe’de mübadele öncesi yaşayan bir güzel Rum kızının adı imiş Refika. Köyde pek sevilirmiş, Neşesi ve sevecenliği ile ünlü Refika, köyün düğünlerinde şarkı söyler (kesin Rembetikodur, ne güzel!) ve dans edermiş. Mübadele zamanı Refika’yı da almışlar tabi Yunanistan’a. Tüm köy de en çok ona üzülmüş; gitmesine, bir daha göremeyecek oluşlarına....

Refika’nın adına kafeler, dükkanlar var şimdi Adatepe’de. Hatta Küçükkuyu Zeytinyağı Müzesi’nin amblemi Refika olduğu düşünülen bu harika güzellik.

Adatepe Zeytinyağı Müzesi

Zeytincilik, zeytinlik ve zeytine dair birçok plan ve hayal daha da oturdu göğsüme burayı gördükten sonra. Zeytin bir Egeli olarak benim için hep kutsal, hep özeldi. Soframızdan eksik olmaz, kızartmalarımız bile zeytinyağı ile yapılırdı. Margarin ayıptı, ne gereği vardı. “zeytinyağlı yiyemem aman” türküsü bizim eve uğramazdı :)

Sadece bizim evde değil, Antik Yunan’da da çok önemliydi zeytin. E dile kolay Zeus Atina kentini kurduktan sonra, kentin koruyucusunu seçmek için yaptığı yarışmada kendisine zeytin dalı hediye eden Athena’yı seçiyor. Ve zeytin ağacını da barışın sembolü olarak Akropolis’e dikiyor. 

Zeytinin tarihçesinin ne kadar eski olduğunu, ve hangi emek ve zahmetlerle masamıza geldiğini görebilmen için ücretsiz gezilebilen bu müzeye uğramalısın. Sonrasında da zeytinyağı ve zeytin tatmak için minik dükkanını öneririm.

Bu güzel kadın resminin nasıl Refika olduğunu bildiklerini sorduğumda, oradakiler çok da emin olmadıklarını ama bir rivayetin dolandığınız söylediler. Rivayet şu ki, can Refika Yunanistan’a gittikten sonra, köyde yaşayanlardan biri sakız adasında bu resmi görüyor ve köyün en yaşlılarına teyit ettiriyor Refika olduğunu. Sonrasında da bir çok eskicide benzer resimleri bulunuyor hatun kişinin. Bilemiyoruz artık biz de Refika diye aldık başucumuza koyduk bir tane :)

Adatepe yolu, Adatepe sokakları ve Zeytinyağı Müzesinden oluşan bir vlog! Aşağıda izleyebilirsin :) 

İzlemişken Youtube üzerinden Rota Pinta kanalına abone olmayı unutma :)

Çanakkale hakkında yazı ve anılara buradan ulaşabilirsin

#rotapintacanakkale