Turistlerin, otellerin, hediyelik eşya dükkanlarının etrafta çok sayıda olduğunu bir kenara koyalım ve bu minik dar sokakların arasında kaybolarak keşfe dalalım.

Borne (İspanyolca ismi) ya da El Born (Katalanca ismi) bölgesi Barselona’nın havalı ve hip bölgelerinden. Bir o kadar da cool mekanları içerisinde barındıran bir yer. Hal böyle olunca mekan tavsiyeleri de bir o kadar çok oluyor.

 

  • Cafe Del Born:  (gündüz kahvaltı için- kahve için güzel bir yer) Passaig del Born’u bitirip sağa döndüğünüzde sağda yer alan kırmızı renkli büyük camları olan mekan. Benim için cafe con leche (sütlü kahve) için lütfen :) Hava güzelse mekanın dışındaki masalarda (Terrasa derler) oturup gelen geçeni izlemek de çok keyifli. 

 

  • Hofmann Pattiseria: çeşit çeşit kruvasanları ve hamur işleriyle dilini, damağını, mideni bayram ettirebileceğin bir yer. Oturma yeri yok. Güzel bir çikolatalı kruvasan kapıp sokaklarda dolanarak yiyebilirsin.

 

  • Bormuth: Şu meşhur tapas kültürünü denemek isterseniz güzel bi seçenek. Burada huevos fritos con patata (kızarmış patatesin üzerine çiğden yumurta kırıyorlar ve o sıcaklığıyla karıştırarak pişiyor), pimientos con queso de cabra (güveçte ızgara biber ve ızgara keçi peyniri), ve her yerde mutlaka söyleyeceğiniz ve yiyeceğiniz pan con tomate (domatesli ekmek! Bazı mekanlar sizin yapmanız için bırakıyor kızarmış ekmeği ve domatesi. Kızarmış ekmeğe biraz sarımsak sürüp, domatesi üzerine sürüyorsunuz. Biraz tuz ve zeytinyağı ile hazır hale geliyor.) kalamari (kalamar tava), pimientos de padron (kızarmış padron biberleri. Üzerine kaya tuzu serpiştirilerek servis edilir. Şanslı olan içindeki acı biberi bulur!

Pan con Tomate (domatesli ekmek), Huevos fritos con patata (patates üzerine yumurta) ve Clara (Fanta limonlu bira)

  • Llamber:  Tapas tarzında yenebileceği gibi, ortaya tadımlık yiyeceklerden de söylenebilir. Daha ziyade füzyon bir tarzı vardır. Fiyatlar da yemek kalitesine göre oldukça makul. Burada peynir tabağını şiddetle tavsiye ederim. Çok çeşitli ve leziz peynirleri oluyor. Ancak İspanya’da ve hatta Fransa’da (ki bu zaten Fransa kültüründen gelirmiş)  yemek sırasında söylediğiniz peynir tabağı tatlı olarak düşünülüyor ve en son servis ediliyor. Şarapla denemek isterseniz mutlaka önceden gelmesini söyleyin! Amber adında şarapları vardı sanırım. Beyazı çok lezzetliydi.  İspanya’nın olmazsa olmazı ve her yerde size sırıtan asılı domuz bacakları var. Kürlenmiş bu iberik jambonları ile aşırı övünürler ve en çok tüketilen besinler arasında. Jamon Iberic ya Jamon Serrano dedikleri bu jambonları tapas olarak da burada isteyebilirsiniz.

 

  • Sagardi:  Burası bir Bask yemekleri mekanı. Ayakta yiyip içiyorsunuz. Peki ne mi yiyoruz? Pinchos (Baskçası pintxo) olarak adlandırılan küçük atıştırmalıkları! Peki nasıl mı işler? Kürdanla üzerine malzemeler yerleştirilmiş minik ekmeklerden dilediğinizi bardan alıp tabağınıza koyarsınız. Garsona içki siparişinizden sonra yediğiniz kadar kürdanlar sayılıp hesabınız çıkar. İçki demişken bir diğer Barselona serinletici içkisi olan fanta limonlu bira olan CLARAyı da öneririm! Çok ferahlatıcı ve kolay içimlik oluyor. Sagardi aslında bir zincir restaurant. Hem Born, hem Gothic’te kiliselerin orada çok rahat bulabilirsin.

 

  • El Diset:  Barselona’da yaşayan expatların özellikle de Amerikalıların tercih ettiği bir mekan. Yemek için olmasa da akşam yemek sonrası bir kadeh şarap içmeye gidilebilir. Eğer hazır oradayken açsanız mutlaka somon tartarını denemelisiniz. Akşamları DJ gelip barın bi köşesinde çalıyor.

 

  • Super Super Bar:  uygun yollu kokteyller, güzel müzik ve minik mekanda sakin bir akşam için.

 

  • Bacoa Kiosko:  Barselona’nın en iyi hamburgercisi denilen bir yer.

 

  • Collage Barcelona: kokteyl barı. Yine yabancıların özellikle de Barselona’da yaşayan Amerikan genç nüfusunun takılmaktan hoşlandığı hip mekan.

 

  • El Xampanyet:  Barselona’nın en eski tapas mekanlarından. Şansın varsa içeride yer bulup hemen en lezzetli tapaslardan söyleyip yemeye başla. Yoksa biraz (!) sırada bekleyip, iyice acıkabilirsin. İçerisinin çok salaş ve antik bir havası var. Ve ünlü ispanyol şampanyası olan Cava’yı burada içebilirsin. İspanyollar çok gürültülüdür genel itibariyle. İçerisi hele de kalabalıksa yüksek volümlü olabilir. Hazırlıklı ol :)

 

  • Ale - Hop:  Tiger Store kıvamında İspanyol menşeli çok eğlenceli ıvır zıvır dükkanı. Birçok yerde bulabilirsin. Gothic ve born bölgesinde 2 tane var! Kahve fincanları, anahtarlıklar, not defterleri, renkli tuvalet kağıtları gibi ürünler satan ve biraz vakit ayırmak isteyeceğin bir dükkan!

 

  • Cat Bar:  Veganlar için ideal ve salaş bir mekan. Humusları çok lezzetliydi! Yalnız mekan öğlen 2 gibi açılıyor öğle yemeği saati için 4-5 gibi kapanıp, sonrasında da akşam yemeği saati için tekrar açılıyor 8’e doğru. Bu arada İspanya’da yemek saatleri bize göre baya değişiktir. Şöyle ki kahvaltılarını 10 gibi yapıp (evet haftaiçleri de), öğle yemeklerini 2-4 arası yiyip, akşam eve geldiklerinde mediana dedikleri minik bir atıştırma yaparak, akşam yemeklerini akşam 10da anca yerler! :)

 

  • Bar del Pla: ne yalan söyleyeyim, bu kadar süre orada yaşadım ama bir kere boş halini denk getirip yiyemedim. En iyi tapasçılar arasında adları geçiyor. Deneyen beri gelsin!

 

  • Mosquito: tapas, ekmek, patatas bravadan bunaldım dersen buharda pişmiş çin mantısı (dim sum) mekanı için doğru yerdesin. Barselonalılar burayı çok sevdikleri için akşam 8’e doğru gelip adlarını tahtaya yazdırıyorlar (sıra listesi). Çünkü neden, evet yemek saati 10’a doğru başladığı için. Fiyatları çok makul olan bu yere bir uğranması tavsiye edilir.

 

  • N.A.P. Antic: Barselona’daki en iyi pizzacılardan hem de sahipleri Napolili! Evet yine minik ve ünlü bir mekan olduğu için önünde bekleyen insanlar ve sıra listesi göreceksin. Erkenden gidip adını yazmak her zaman daha iyi bir seçim oluyor, sıra beklemektense.

 

  •  Elsa y Fred: Izgara ahtapotu, patatas bravası ve tüm çalışanlarının kadın olması ile beni benden alan füzyon barı.

Elsa y Fred ve tatlı kadın çalışanları ve tabi ki leziz İspanya şarabı!

  • Carrer de’l Allada-Vermell sokağı: özellikle bahar ve yaz aylarında cıvıl cıvıl olan, herkesin biralarını, kahvelerini kapıp terrasalarda oturduğu bir büyük sokak. Genelde Barselona’ya gidenlerin de hep önünde fotoğraf çektirdiği önü saksı ve türlü çiçeklerle bezenmiş ev de bu sokakta. Sahibi çok fazla fotoğraf çekilmesinden hoşnut değil. Benden söylemesi!

 

Minik bir not; İspanolcası Calle olan “sokak” kelimesi, Katalanca’da Carrer olarak geçer. O yüzden özellikle de Barselona’da, telefon  navigasyonlarınız sokak adlarını İspanyolca olarak gösterebilir, burası orası değil mi diye şaşırmayın :)

Carrer de'll Allada Vermell sokaktaki sinirli amcanın tatlış kapı önü! 

  • Antic Teatre – Espai de Creacio:  çok şirin bahçesi olan ve tiyatro sahnesinin de yer aldığı güzel bir bar kafe. Ağaçların arasında, İspanyolların gürültüsü arasında serinlemek için ideal.

 

  • Mercat de Santa Caterina:  Rambla üzerindeki meşhur La Boquiera’nın daha minik ve görece daha lokal hali. Balık, meyve, sebze, hazır yemek alıp, ortadaki masalarda yiyebilirsin.

 

Born’da nasıl rahatlıkla her zevke, herkese hitap eden yerler bulabiliyorsak, Gothic’te de aynı keyfi yaşayabiliyoruz. Gothic’in bize sunduğu güzel imkanlar neler şöyle bir bakacak olursak;

 

  • Bo de B: Sahil kısmına ve Via Laietana caddesine çok yakın olan sokak yemeği kıvamında ucuza lezzetli yemek yeri. 3 kişi rahatça paylaşabileceğiniz ve malzemelerini seçebileceğiniz kocaman sandviçler yapma konusunda ustalar!

  • Sor Rita Bar: etkinliği, eğlencesi, Pazar günleri içinde kurulan bit pazarı ile tatlılığına tatlılık katan bar! İnternetten takip edip, topuklu ayakkabılar ile koşu maratonu, müzik geceleri, ve sair partilerini yakalayabilirsin.

  • Milk: Amerika ve İrlandalı işletmecileri olan ve konseptin tamamen Amerikan Brunch olduğu bir kahvaltıcı. Yabancı nüfusunun hatrı sayılır derecede olmasından dolayı, arada sıkılınca biraz değişiklik için iyi bir alternatif olabilir.

  • SENSİ Gourmet Tapas: füzyon ve lezzetli tapasları var. Biraz orta ve üstü klasmana hitap etmekteler.

  • Plaça Reial:  Plaça del Jaume meydanından düz ilerlemeye devam edip, La Rambla’ya gelmeden solda bir meydancıkla karşılaşıyoruz. İşte oraya Plaça Reial (Kraliyet Meydanı) diyoruz.  Öğle sonrası (hava da güzelse terrasa diye tabir ettikleri dışarıdaki masalarda) bir bira-şarap-kahve içilebilir. Ve hatta akşamları da eğlence amaçlı bu meydana gelen bir çok insan vardır. Sadece ramblaya yakınlaştığımız ve turist sayısının da çok arttığı bir bölgede olacağımız için çanta vs.lere daha çok dikkat etmekte fayda var! Dışarıda oturursanız da telefonu masa üzerinde bırakarak oturmayın. Bu Barselona için her yerde geçerli ve faydalı bir bilgi olacaktır!  Tedbir almakta fayda var.

Bu meydanda mekanların içinde Ocaña Bar en havalısıdır. Alt katı akşam disko haline dönüyor. Üst katında yemek, kahve ve hafif içimlik lounge ortamı vardır.

PIPA CLUB ise benim en sevdiklerimden ve en gizlilerinden. Hoş artık yabancılar arasında da oldukça bilinen bir bar. Zile basarak apartmana girip, 2. Kata çıkarak ulaştığın bu bar, bütün katı kaplayan ve koltuklara, masaların üzerine oturmuş rahat takılan insanların geldiği bir bar. Gece geç saatte açılır ve sabaha kadar devam eder. Bazen dans geceleri, konserler vs. de oluyor programları internetten kontrol etmek lazım.

Plaça Reial ve masadaki telefonuna, çantana dikkat etmen gerektiği anlar :) 

  • Plaça de George Orwell meydanı: Tapeo için ideal bir meydan! Tapeo, İspanyolların ürettiği ve İngilizce’de tam karşılığı olmayan bir kelime. Basit anlatımla arkadaşlarınla tapas yiyip yanında da birer kadeh bir şey içeceğin ve bunu aynı gecede bir kaç farklı barda tekrarladığın etkinliğin adı. Örneğin; “haydi gel Gothic’te tapeo yapalım” gibi kullanabilirsin :)  bu arada akşam belli bir saatten sonra beyinleri bazı kimyasal maddelerle uyuşmuş müptelaların ve cankilerin takıldıkları bir meydancık olduğu için Barselonalılar buraya aralarında Plaça de Jankies derler :)

 

  • BUN BO Vietnam: içeri adımını atar atmaz rengarenk döşemeleri, masaları ile minik bir Vietnam turu attırıyor. Vietnam yemekleri için -hem de oldukça uygun fiyata- iyi bir tercih. Bir tane Raval bir tane de Gothic bölgesinde vardır. Pho çorbası ve summer rollları tavsiye edilir!

Bun Bo Vietnam 

  • Cerveceria 100 Montaditos: şimdi size en bütçe dostu ve mideyi oldukça dolduran bir sır veriyorum. Pek de sır değil, bir sürü zincir restaurant ve tıklım tıkış dolu bir yer. Ama 1 euroya hatta belirli gün ve saatlerde 1 eurodan da az fiyata minik bagetler içinde 100 tane seçenek arasından sandviçler alıp yiyebiliyorsun. Tabi ki içecekler de bir o kadar ucuza geliyor. Tek yapman gereken içeride bir masa kapıp, masalardaki kağıtlara istediğin montaditos (mini sandviç) seçeneklerine karşılık gelen numaraları yazıp kasaya vermen. Sonra da isminin çağrılmasını beklemen! Ben Cansu olarak ismimi yazdığımda uzun bir süre “KANSUU KANSUU” diye bağırdıklarını farkedip, koşarak yemeğimi almaya gitmiştim. İspanyolların kolay okuyabileceği bir isim ve hatta ünlü ismi söyleyebilirsin. Zira komik isimlerin çağrıldığını duyacaksın! (Elvis Presley, Obama gibi) Bir tane büyük Rambla de Catalunya başında, bir tane de Urquinaona metro çıkışında var. Diğerlerini de sen bul bakalım :)

 

  • Satan’s Coffee Corner  & El Magnifico: Kahve için dağları yıkıp yakan biz güzel insanlar, Barselona’da buralara uğramadan toprakları terk etmemeli! İspanya’da kahve türleri şu şekilde sınıflanıyor; cafe con leche (sütlü kahve-latte), cappucino (kapuçino), cafe solo (espresso), americano (sütsüz kahve), cafe con hielo (buzlu kahve). Buzlu kahve isterseniz şu şekilde geliyor. Sütlü veya sütsüz kahvenizi söyleyip buzlu dediğiniz zaman, kahvenizin yanına bir bardak buz geliyor. Siz gelen kahveyi buzlu bardağın içine boca edince buzlu kahve olmuş oluyor :) İtalyanlar bu duruma baya şaşırıyorlar!

  • Salterio: İspanya’nın karşı komşusu Fas olunca, ülkede Fas nüfusu da bir hayli çok oluyor. Ve çok da güzel oluyor. Mis gibi Fas yemeklerinden tadabileceğin, vegan ve vejetaryan dostu Santerio saklı minik bir şekilde Gothic ara sokaklarında yaşıyor!

 

  • Plaça Sant Felip Neri: Salterio’ya girmeden muhtemelen geçeceğin sapsakin bir meydancık. Sanki az önce katedralin orada turistlerin arasında ite kaka yürümeye çalışan sen değilmişsin gibi. Sesler bir anda kesilir ve kuş cıvıltıları etrafı sarar. Duvarlarda hala duran mermi ve bomba izleri 1938’de Franco tarafından öğrencilerin okulunu hedef alıp gönderilen roketlerden gelen izler. Acı ama kötülük ve faşizm her yerde! Ayrıca, Evanescence  grubunun My Immortal klibi de bu meydancıkta çekilmiş.

 

  • Marula Cafe: Programlarını takip edip, güzel konserleri yakalayabilirsin. Burada ilk izlediğim konser bu aralar ismini duyurmuş Barcelona Gipsy Klezmer Orchestra ve medar-ı iftiharımız peri sesli Nihan Devecioğlu’nun konseriydi!

Marula Cafe'de olmasa da bir başka konser mekanı Tinta Roja'daki Barcelona Gipsy Klezmer Orchestra ve Nihan Devecioğlu

  • El Bosc De Les Fades: Turistik olsa da içerisi peri masalı sahnesi gibi dekor edilmiş bir şeyler içip, minik tapaslar deneyebileceğin bir mekan.

Diğer Barselona yazılarına buradan ulaşabilirsiniz! 

#rotapintabarcelona