Pek belli etmem ama yemeğe düşkün biriyimdir. Özellikle de seyahatlerim, keşiflerim mutlaka ‘yöresel’ lezzetlerin bir kenarından geçer. Yeni tatlar denemeden gezmek mi olurmuş?

Tabi ki de belli sınırlarım olsa da keşfettiğim yerlerde özellikle içinde sebze, meyve ve süt ürünleri içeren yiyecekleri denemekten kendimi alıkoyamıyorum!

Belgrad hatta Sırbistan’ın geneli; bırak vejetaryenliği ‘vegan’ isen zorlayıcı bir deneyim olabilir. Zira Balkanların kırlarında, dağlarında yetişen koyun ve ineklerin hem eti hem sütü olmadan bir yemek bulamayabilirsin. Hayatım boyunca etçil bir insan olmadım. Doğduğum ve büyüdüğüm coğrafya ve kültürün etkisi olsa gerek sebze ve ot ağırlıklı beslenmek beni hep mutlu ediyor. Bu sebeple temel besin kaynağı et olan Belgrad’da sebze yemekleri bulmakta biraz zorlandım. Ama bu keyifle yiyip içmeme, turistik olmayan lokal yerleri bulup denememe engel olmadı.

 

Rotapintayı bilen bilir. Çok aşırı meşhur olmuş, tipik turistik şehirli tavsiyelerinden çok haz almam. Nerede kıyıda köşede kalmış, o yöreninin insanının gidip yediği yer, hemen listeme alırım. Tabi el mahkum popüler olan çok övülüyorsa da “denemezsem ölürüm” hastalığına tutulurum. Yola çıkmadan açtım akıl defterimi. Başladım araştırmaya. Belki çoğunu deneyemedim ama pek güzel yedim içtim :)

KAHVALTININ BÖREKLE İLGİSİ OLMALI

Balkanlardaysan, hamur işinin merkezindesin. Bu da özellikle sabah kahvaltılarının böreklerle dolu olması demek.

PEKARA (Пекара):  Belgrad sokaklarında en çok göreceğin şeylerden biridir pekaralar, yani fırınlar. Envai çeşit simit, börek ve poğaça bulabileceğin bu yerlerden oldukça ekonomik bir kahvaltı yapabilirsin.

 

Benim favori fırınlarımdan biri de TOMA. Şehrin bir çok yerinde bulabilir ve çok ucuza kahvaltı, öğle yemeği, atıştırmalık yapabilirsin. Öğrenci mekanı olarak da bilinen bu Pekara’da, açken yediğim o ton balıklı sandviç pek güzel gelmişti :)

                                                                                         Tüm Belgrad fotoğrafları soğuk hava akımı içerecektir! 

BUREKDZININCA SARAJEVO:  Yediğim en iyi Balkan böreğinin açık ara hala Saraybosna’da olmasının anısına buraya uğrayıp bir mantarlı/pırasalı börek denenmeli!

SMOKVICA: şehrin yeni trend ve hip mekanında diğer yerlere göre biraz üst fiyat skalasında kahvaltı yapabileceğin tatlı mekan. Karışım meyve sularından alıp, bir de yanına güzel yumurtalı humuslu Akdeniz kahvaltı tabağından söylemelik! Belgrad içerisinde birden fazla yerde şubesi bulunuyor. Ben güzel bahçesi olan Bayraklı Cami’nin yanındaki Kralja Petra caddesi üzerindekine gitmiştim.

Smokvica kahvaltısı ve hem gözü hem karnı doyan biz :)

Smokvica'nın bu bahçesinde bir bahar veya yaz günü bir şeyler yudumlamak tatlı olmaz mıydı :)  (fotoğraf Ocak 2018)

AMA ÖNCE KAHVE!

 

Koffein: Knez Mihailova caddesinin arka paralelindeki hipster 3. Dalga kahvecisi!

Coffee Room Palace: enfes tatlılarında aklın gözün kalırken, mis gibi cappucino yudumlamalık!

Mali Princ: Küçük Prens severler beri gelsin!

Klub Svetskih Putnika (Federal Association of Globe Trotters): Gezginler kafesi olarak çevrilen bu yer, bir binanın -1. Katında yer almakta. Dışarıda bir yönlendirme yok adresi bilirsen bulursun :) Skadarja bölgesinde (bohem bölgesi de denebilir) Bulevar Despota Stefana 7 numaradaki koca binanın önüne gel. Kapı açık değilse en alttaki zili çal ve içeri gir. Merdivenlerden aşağı bir kat in ve dünyanın dört bir yanından getirilen eşyalarla dekor edilmiş bu efsanevi kafeye hayran ol! Hava soğukken söylediğim sıcak şarap etkisi miydi bilmiyorum, eski koltuklara gömülüp pek ayrılmak istemedim mekandan. Kafe 16:00 ile 00:00 saatlerinde açık. Eğer şanslıysan belirli zamanlarda yapılan canlı müzik veya sergilere de denk gelebilirsin belki.

BAR KASTE:  Yine gizli kapaklı bir yer. Bir apartmanın içi. İtalyan – Sırp bir çiftin işlettiği bu nostaljik yere akşam saatlerinde uğramanı tavsiye ederim. Zira loş ışıkla dekore edilmiş ve geçmişten bir çok fotoğraf ve eşyanın yer aldığı bu kafenin hava da güzelse köy ışıklı bahçesine bayılacaksın. Soğuk havada saatlerce sokak arşınladıktan sonra kokteyl, sıcak çikolata veya güzel bir kahve ile kendini ödüllendirebilirsin. 14:00- 01:00 saatleri arasında açık ama Pazar günleri kapalı.

Bar Kaste'nin şahane dekorları

Caffe Balkanski Spijun: Knez Mihailova caddesini kesen sokaklar sanırım caddeden daha ilgi çekici benim için. Mesela o sokaklardan biri Vuka Karadzica! Ben içi eski radyolarla dolu Caffe Balkanski Spijun’u seçtim, bakalım senin seçimin ne olacak? A bu arada söylememiştim değil mi, Belgrad’da kapalı alanda sigara içme yasağı diye bir yasak yok. O sebeple böyle minik kafeler seçersen, hele bir de benim gibi sigara dumanına oflayıp pufluyorsan biraz zorlanabilirsin.

Vuka Karadzica sokağındaki diğer minnoş antika cafe!

Na Ćošku (At the Corner); Nikola Tesla müzesine gelip de tur saatini bekliyorsan falan, belki buraya uğrar bir birasından tadabilirsin.

Muha: Jazz müzik (canlı) dinleyip, ‘ben herkesler gibi Belgrad diskolarında partilemem’ diyenler için bir bar Muha. Erken gitmeni öneririm, zira oturamadan jazz müzik dinlemek istemezsin.

RESTAURANT LİSTEM NE DER?

Restaurant Šaran: Balıkçı kasabası Zemun’un en meşhur ve eski restaurantlarından. Denizi olmayan memlekette böyle güzel deniz mahsülü mü olur dediğim bir restauranttı. Gittiğimiz tarihte Ortodoksların yılbaşına denk gelmesi sebebi ile, pek güzel bir süsleme ve müzikli eğlenceye denk gelmiştim. O yüzden sanırım geçirdiğim en güzel Belgrad gecesi ve yediğim en iyi kalamardı diyebilirim :) Mutlaka önceden ya mail yolu ile ya da konakladığınız yerden rica ederek iletişime geçip rezervasyon yapmalısınız. Favorilerim saymakla bitmiyor burada; karides dolgulu kalamar, ahtapot ızgara, ev yapımı şarap... olur da Saran’da yer bulamazsanız alternatif olarak yine aynı lokasyondaki Stara Koliba da denenebilir!

Saran Restaurant'ta Ortodoks Yılbaşı kutlamaları  (fotoğraf: 12 Ocak 2018)

Balkanlar'da bir söylemdir "eğlenmek istiyorsan git Sırp'a takıl diye! (: 

Restaurant Lovac: Temel itibari ile et üzerine kurulu bu eski ve şık restaurant geyik eti ve sair av hayvanlarının etlerinden oluşan menüsü ile meşhur. Ete sıcak bakmadığım için ben başka şeyler denedim ama masadaki aile bireylerim söylediği yemeklerden çok memnun oldular. Özellikle de geyik etinden.

Öncelikle oradaysan mutlaka ev yapımı mısır ekmeklerinden söylemelisin ki zaten masaya da geliyor kuver olarak (ismi Proja). Akabinde bir kavrulmuş mantar çorbası (cevizli ve kuru üzümlü). Geyik eti hiç denemedeyisen de menüdeki “Venison Terrine (erikli ve kırmızı soğan marmelatlı)” , “Venison Stragonof (trüf mantarlı ve patates püresi ile)”ile “Venison Steak (patates ve kestane püresi ile ceviz ve porçini mantarlı)” ile geyik etini deneyebilirsin. Denemedim, kalbim bunu kabul etmedi ama masadakiler çok beğendi.  Bu kadar yiyip içmeye de 4 kişi 50 euro civarı bir hesap bırakıp kalkınca daha bir sevdik mekanı. Akşamları biraz yoğun olduğu için mail veya telefon yolu ile rezervasyon yapılmasını öneririm!

Restaurant Lovac'ın leziz Projaları - başlangıç-

Lovac'a gidip de şu nefis mantar çorbasını denemeyen bizden değildir!

işte o minik 'kajmak' topları ve nefis Sırp peynirleri 

ve benim sadece yan soslarını yiyerek bile mutlu olduğum geyik eti tabakları

Njegoševa Sokak: Lovac Restauranttan çıkıp, çok yemek yemenin üstüne buz gibi havada yürüyelim derken geçtiğimiz sokak. İnanılmaz kafeler, barlar ve mekanlar vardı. Hemen kendime not aldım. Hiç sıkılmayacağımız ve bol bol Sırp ve başka milletten dostlar edinebileceğimiz hip bir bölge.

 

Dva Jelena; Geyit eti dediklerinde diğer önerilen restaurant da burası. Belgrad’ın bohem bölgesi dedikleri Skadarja’da yer alan bu yer, diğer yerlere göre turistler tarafından çok bilinip, sık gidildiği için oldukça kalabalık oluyor. Günlerim var denemeliyim diyorsan şansını deneyebilirsin :) porsiyonlar oldukça büyük ve akşamları da canlı müzik oluyormuş. Güzel canlı bir Balkan müziğine kim hayır der ki?

 

Ambar Restaurant; kısıtlı gün ve liste kalabalıklığından uğrayamadığım ama pek de merak ettiğim yemek yeri. Kendilerinin ilk modern Balkan yemekleri zinciri olduğunu iddia ediyorlar. Bir şubelerini de Washington DC’de açtıkları bu mekanda, biraz daha yeni Belgrad havasını solumak, 90lar havasından az çıkmak için defterlere kaydedilebilir. 25 euroya sınırsız akşam yemeği seçeneği de çok ilgimi çekti!

 

Super Donkey; Önünden geçerken hayran hayran baktığım ama etçil yol arkadaşlarım yüzünden deneyemediğim ve müjde(!) vejetaryen ve vegan dostların eğlene eğlene yiyebileceği bir mekan!

 

PLJESKAVICA bir Sırp Hamburgeridir; fast food sevenler müjde! Size şehrin en güzel, en az turistik ve en salaş yerini söylüyorum! Yuvarlak pita ekmeğinin içine ince kıyılmış soğan ve kaymakla servis ettiği kocaman hamburger etini, çok sevdiğim ‘löplöpçüler’in önerdiği Prava Pljeskavica’da (Cvijiceva 36, Lokal 1 navigasyon buluyor) yedim. Etinin dana olduğunu söylüyor ama domuz yemezler için bir vebal almayayım, yeniden kendisine sorup teyit edebilirsiniz. Minicik bir dükkan, yarısını o koca hamburgerleri pişirdiği ızgara kaplıyor. Önünde biraz beyaz lahana, biraz soğan ve bir de mis gibi kaymak duruyor. Hamburger etini kaç kilo istediğini sipariş edip, mekanda ayakta afiyetle yiyorsun. Güler yüzlü ve şakacı bu pljeskavicacı abiye uğrayıp selamlarımızı iletebilir, ve müthiş doyabilirsiniz!

Bir şey iyiyse ve denemeye değerse, soğuğa rağmen ordayım (:

YEMEK MARKETLERİ

 

Kalenic Green Market (Kalenic Pijaca) (5 Maksima Gorkog); yerel sayfalarda bahsedilen ve Viyana’nın Naschtmarktına benzetilen her gün açık şehir pazarı. Sebzeden, meyveden çiçeğe kadar bir çok şey bulabileceğin alan. Yerel sayfalar saat 14:00’ten önce gitmemizi öneriyor.

Zeleni Venac; ortada minik sebze meyve tezgahlarının kurulduğu, civarında da minik bir süpermarket ve pek minik olmayan şarküterisi olan halk pazarı. Şarküteriden kuru et ve şu meşhur SOKAlardan (biberli lor) alırsın belki! Bu arada o şarküteride olur da arkadaş canlısı satıcılar sana o peyniri, bu turşuyu denettirmeye çalışırken, bir anda Čvarci (domuz yağı kavurması) de tutuşturuverir eline de ağzına attığında bu neeeee diye bağırıverirsin. Aman dikkat :)

 

BİRALAR

Sırplar ve bira ayrı düşünülemeyeceğinden, Belgrad'da durup durup Sırp biralarından denedik. En sevdiklerimi de tabi ki unutmamak adına şöylece kapanışa bırakayım :)

En sevdiğim ve nasıl telaffuz edildiğin ve Latin harfleriyle nasıl yazıldığını bilmediğim marka (:

Çek birasıydı ama iyiydi (:

Skadarja bölgesindeki bir bardaki craft biralardan

ve tabi ki en ünlüsünden, JELEN! 

#rotapintabelgrade