Bir diğeri hemen Ayazma’dan önce gelen ve geçen seneye kadar karaya oturmuş yük gemisi ile ikon olmuş Beylik koyu. Tesissiz, sığ ama buz gibi bir su. Eğer yanında getireceğin şemsiyen yoksa, güneşin en cafcaflı anında gölge bulmada zorluk yaşayabilirsin.

BOZCAADA’YA GİDİŞ  (İSTANBUL’DAN)

İstanbul’da yaşayanlar için Bozcaada’ya gidiş gelişler, hele ki sadece hafta sonuna sığdırmaya çalışılıyorsa tam bir eziyet. Genelde gidişler cumayı cumartesiye bağlayan saatlerde gece 12:00 gibi başlar ve Eceabat veya Gelibolu’dan (Gelibolu önce geliyor) feribotla Çanakkale veya Lapseki’ye geçilerek bir süre daha Geyikli’ye kadar kara yolu ile devam edilir. Geyikli’den de Gestaş üzerinden önceden aldığın biletle Bozcaada feribotuna binilir ve adaya kavuşulur. Özellikle bayramların yaz tatiline denk gelmesi durumları yoğunluk yarattığı için, internette görülenden daha sık sefer yapılır.

BOZCAADA’DAN DÖNÜŞ (İSTANBUL’A)

Hemen adanın içine dalmadan dönüş olayı da ayarlanır ya da çoktan planlanmıştır. Pazartesi mesaisi olanlar Cumartesi gününü adada geçirip, konaklar. Ertesi gün de başlar ellerde incelenmeye yandex, navigasyonlar, yol durumları...

Böyle tatil mi olur diye söylenirsin, ama adada geçirdiğin rahatlatıcı ve mutluluk verici zamanların da tadını çıkarmaya devam edersin!

Dönüş için geldiğin güzergahı kullanabileceğin gibi -ki bu durumda Tekirdağ-İstanbul hattı senin gibi Pazar akşamı tatil dönüşü yolu olarak kullananlarla inanılmaz trafikli olur- , alternatif olarak hiç Eceabat’a geçmeden Çanakkale, Lapseki üzerinden Biga yarımadasından Bandırma’ya ulaşıp, İDO ile Yenikapı veya Bostancı’ya geçmek. Böylece İstanbul’a giriş trafiğini bypass edersin ama feribota yetişme telaşı ile erkenden adadan ayrılmak durumunda kalırsın.

O yüzden Bozcaada’nın ve orada geçireceğin huzurlu dakikaların hakkını vermek için, bu gezini hafta sonuna sıkıştırmak yerine daha fazla gün ayırmanı öneririm.

Gelelim adaya;

KONAKLAMA

Ada oldukça popüler bir tatil destinasyonu olduğu ve ne yazık ki belirli bölgeleri de imara açıldığı için konaklamak için tonla seçeneğin var. Booking.com Türkiye için kapatılmış olsa da, (vpn rocks!) başka otel sitelerinden de seçenekleri görebilirsin.

3 gidişimde de farklı yerlerde kaldım. Hatta birinde bayram olduğu için ve ada dolduğu için Geyikli'ye yakın bir yerde konaklamıştık :)

Bozcaada ile ilk tanışmamda Destina Hotel’de konaklamıştık. İskeleye çok yakın ve merkezin içerisinde idi. Kahvaltısı nefisti ki baya da ünlü imiş :)

Bayram tatiline denk gelen Bozcaada ziyaretimizde, booking.com’un adaya en yakın konaklama yeri olarak önerdiği Kestanbol Kaplıcaları’nda idik. Geyikli feribot iskelesine yaklaşık 20 dk. bir mesafede idi. Sırf adada vakit geçirmek için 2 gece yaz sıcağında kaplıca otelinde kalma hezimetine dayanmıştık. Ama bir daha olsa, bir daha yapmam diyeceğim bir deneyimdi. Söylemeden edemeyeceğim :)

Son konaklama tercihimiz de fiyatının o anki uygunluğundan dolayı Karina Vineyard House oldu. İskeleden ulaşımın arabasız biraz zor olacağı bir yerde idi. Ama tertemiz ve üzüm bağlarının arasında sessiz sakin konaklayıp, sabahları da erkenden kalkıp etrafta yürüyerek güneşin doğumunu izleyebildiğim bir butik oteldi.

Karina Vineyard Oteli'nin pek sevimli korkuluğu :)

Sabah üşenme ve erkenden kalk! Adanın en güzel zamanları güneş doğarken!

ARABALI – ARABASIZ

Bozcaada’da arabasız hiç bulunmadım. Ama merkezden plajlara ve civar köylere çok sık kalkan (ama tıklım tıkış) dolmuşlar var. Bir sorun çekeceğinizi düşünmüyorum. Tek handikap meşhur rüzgar güllerini izleyerek güneşi batırdığınız Polente'ye ulaşamamak olabilir. Onu da otostop ile de halledebilirsiniz diye düşünüyorum. Çünkü adaydı, neden olmasındı :)

Bozcaada’da arabaları ada içinde her yere ücretsiz park edebiliyorsun. Yalnız tek bir yer var ki, günlük ücret alıyor otoparktan. Ve son gezimizde biz oradaydık. Neden mi? Size başımızdan geçeni anlatayım:)

İstanbul’dan Geyikli’ye doğru sabah karşı yola çıkmıştık. Amaç ilk ada feribotunu yakalayıp, erkenden adaya kavuşmaktı. Bir anda Eceabat’a gelmeden Gelibolu feribot iskelesinin daha az araç beklediğini düşünerek direksiyonu kıvırıverdik. Ama tabi ki bizi bekleyen yüzlerce kontağını kapatmış ve feribot sırasında bekleyen kamyon oldu (Eceabat-Çanakkale hattını kamyonlar kullanmıyor). Feribot kuyruğunda 1 saatimizi doldurmaya doğru ilerlerken, araçların durmasını fırsat bilerek bir sebeple arka yolcu kapımızı açtık. O sırada yandaki kamyonun bir milim öne gidesi tutup, bizim kapıyı da götüresi gelmiş! Menteşeleri kırılan kapımız kapanmaz oldu, tatile başlamadan şoka girmemiz de üzerine tuzu biberi. Bir kaç sinirlenme, tutanak tutma, geçmiş olsun dileklerinden sonra, 'biz açık kapıyla da gideriz bekle bizi Bozcaada' halleri! 

Kıssadan hisse, kapısı tam kapanmayan aracımızı Bozcaada merkezde (her ne kadar güvenlik zafiyeti olmasa da) tek paralı otoparka bıraktık da oradan biliyorum :)

Kapanmayan kapı ile seyahat etsen de gülümse! 

ADA SAHİLLERİ

Ege Denizi’nin kucağında, hele de kuzeyinde oluşmuş ada güzelinin ılık bir suyu olmasını beklemiyorsun sanırım! Zira çividen hallice soğuk ama bir o kadar da tertemiz bir suyu var Bozcaada’nın denizi.

Gizli kapaklı koyları, tesissiz, plajsız kendi keşfinle sularına atlayacağın kuytular bir yana en popüler plajı Ayazma’dır. Yoğun dönemlerde özellikle sabah çok erken gelip kendine güzel bir yer kapmanı öneririm. Plajlar ücretli değil. Şezlong-semsiye istersen kiralayıp kullanabiliyorsun. Dolmuşla veya araçla Ayazma yönlendirmeleri ile buraya gelebilirsin. Aracı bırakacak bir nokta bulursan yol üstünde bırakıp, Vahit Restaurant’ın oradan aşağı doğru bırakırsın kendini!

Ayazma Plajı

Adaların adası, adaların en bohemi Bozcaada! Yaz olsa da çivi gibi suyuna atıversek, üzüm bağlarının arasında kaybetsek kendimizi diye bekler dururuz.

2018 yaz sezonu açılsa da ben henüz Bozcaada sezonunu açamadım. Ama geçtiğimiz 3-4 yıldaki deneyimlerimi, başımdan geçenleri, eskiden olan ama şimdi olmayanları ve eskiden olmayıp şimdi olanları dökeceğim buraya birer birer. En çok da nefis adadan nefis resimler eşlik edecek buraya.

Beylik Plajındaki karaya oturmuş yük gemisi bu sene itibari ile kaldırıldı ve artık orada değil

Ve diğeri, benim de pek sevdiğim yanında minik tesisi olan ama yine salaş bir plajı olan Habbele koyu. Kitabını, gazeteni alıp, açılır kapanır sandalyeni de kuma gömdün mü, essin püfür püfür Ege’den Ege’den :)

Bunların dışında Akvaryum koyu (özel mülktür girilmez yazısını koyup, plaja inen tek yerdeki kapıyı kilitlemezse biri....) dalış yapmak isteyenler için de bir tercih olacaktır.

Bir de en kuzeyde batı yakasında bir Tuzburnu plajımız var ki lodos zamanı yüzmek neredeyse imkansız oluyor. Ama bu yakanın en önemli kısmı da Polente Feneri yani adanın en güzel güneşi batırma noktası! Rüzgar tribünleri bir yanında, bir yanında uçsuz bucaksız bir Ege Denizi. Güneşi öyle kuru kuru batıramam diyenlere önerimdir, çantaya güzel bir Ada şarabı ve üzümü atmaları!

Rüzgar tribünleri adanın en batı ucunda. gün batımı saatlerinde birçok insan buraya gelir güneşi batırır ve adanın akşam eğlencesine atılır

Güneşi batırıp, dönüş yoluna geçtiğinde mutlaka ana yoldan sapıp Çanakkale'nin köylerinin içerisinden geçir yolunu. Mesela Bozalan köyünde alabildiğine uzanan zeytinlikleri görür, umut dolar için.

Bozcaada biraz da senin keşfine kalmış, o tatlı taş sokaklarında kaybolarak, gizli koylarını keşfederek gezebileceğin bir ada. Burada herkese yer var. Yeter ki kalbin iyi olsun, iyilik güzellik sev, hayvanları koru yeter!

#rotapintacanakkale