Küba’nın başkenti Havana, La Havana ya da Kübalılarca La Habana! Çoğumuzun gitmek için hayalini kurduğu şehir... Devrimin kalesi, romun anavatanı ve hep fotoğraflarda gördüğümüz canlı ve renkli sokakların yeri!

Gideceğim Tek Yer Havalimanı Olmamalı!

İstanbul’dan Küba’ya uçuşun ilk zorunlu durağıdır Havana. Jose Marti Havalimanı’na iner inmez hemen uçak camlarından ilk izlenimimi edinmeye çalıştım. Etraf yemyeşil, uçaklar çok az ve minikti. Bir de yağmur mevsiminin yakın olmasından yağmur yeni yağmış ve bir de güzel gökkuşağı açmıştı.

Havana'yı ilk görüşüm :)

Yaklaşık 12 saatlik yolculuğun sonunda bir an önce sorunsuz ve uğraşsız kalacağım yere atmak istiyordum kendimi. Ama Küba’da işler hiç öyle “bir an önce” işler miydi? İşlemedi zira... Biraz hızlı adımlarla nem kokan terminal binasında gümrük kuyruğunun başlarına denk gelebilmeyi başardım. Sırada iken gümrük polislerinin falan fotoğrafını çekmeye çalışmamak lazım, zira Küba’da devlet görevlilerini fotoğraflamak bazı idari ve cezai sonuçlara yol açabiliyormuş. Onun yerine, yüzünde tatlı bir tebessümle nasıl da güzel çalıştıklarını izleyebilirsin :)

Daha önce Küba giriş yazısında bahsettiğim kağıttan vizeni gümrük polisine vereceksin. Ülkeye girerken mührü basacak, ülkeden çıkarken de elinden alacaklar. O yüzden ülkeden çıkana kadar vizeyi kaybetmemek de fayda var. Kaybolursa ne olur bilemem burası Küba. Biraz tebessüm ve arkadaşça sohbetle sorunsuz da kurtulabilirsin. Ama deneyimlemediğim bir şeyi söylemeyeyim :)

Eğer başka bir uçuşla çakışmadıysan, gümrük kısmını kısa bir sürede atlatabilirsin. Asıl mesele bavul beklemede...çalışmayan veya çalışsa da sadece kendini soğutan klimalar ‘sayesinde’ 1 saate yakın beklediğim süre bana sanki 2 saat gibi geldi. Bavulları taşıyan tek bir araç olduğu için de bavullar 10ar 10ar falan geliyordu. Bir şekilde sabır sabır diyerek zamanı geçirdim.

Bavulu büyük bir sevinçle alıp uçakta doldurmaları için verilen kağıdı da desenli külotlu çorap giyen (Küba’da bu çoraplar pek yaygın) kadın görevli arkadaşa vererek attım kendimi dışarı. Çıkar çıkmaz yüzüme bir nem bulutu vurmasıyla, üzerime “taksii taksii” diye atlayan Kübalı dostların gelmesi bir oldu! Taksiler euro veya dolar kabul etmediği için hemen makul bir miktarda euro çevirmek için, çıkış kapısının sağındaki CADECAya (döviz bürosu) uğradım. 12 saatlik uçuşta tanıştığım Kübalı bir aileden merkeze ortalama 25 CUC (25 Euro) tutacağını öğrendiğim için pazarlığa hazırdım. Zira Cadeca sırasında beklerken taksicilerle çoktan pazarlığa başlamıştım. 2017 Haziran için genelde 30 cucla başlıyor canım şoför arkadaşlar. Tabi ben hemen “25 canııım o kadar da değil” diyerek anlaştık! Ama siz siz olun bir 15-20 CUCu da deneyin. Çünkü Havana merkezde bindiğin taksiciler hep ne zaman döneceğini soruyor ve güzel fiyat veriyor kendiliğinden. Ben dönüşü 15 CUCa bulmuştum mesela :)

Para Para Para

Para çevirirken merkez ve havalimanı arasında çok aşırı bir fark yok. Sadece dolardan CUC çevirmek isterseniz, kanun gereği komisyon alıyorlar. Euro için sıfır komisyon. Pasaportunu da mutlaka işlem sırasında istiyorlar.

Asıl olay dönmeden önce havalimanında elde kalan CUC’ları çevirmede oluyor. Gümrükten geçmeden önce elimdeki 25 CUCu euro olarak çevireyim dedim. Demez olaydım! Yaklaşık 27-28 euroya tekabül eden kısmı, 20 euro ve 3 CUC olarak geri aldım. Elimde bir sürü bozukluk CUC görünce anlayamadım bir an. Ama sadece 10-20-50lik euroları varmış. “Kendilerince” tamamlamak için kalan kısmı CUC olarak veriyorlar. Kalan CUClarını merkezde çevirmek mantıklı olabilir. Benden söylemesi :)

Free bir Duty

Şu freeshop vari marketten bozma kısmı da anlatayım! Dönüşte 4-5 CUC’a Küba Romları görünce dayanamayıp alayım dedim. Neyse ki free shopta euro, kart veya cuc ile ödeme yapabiliyorsun. Ama aktarma yapacaksan almak “zorunda” olduğun o free shop poşetine de 1 CUC ödeme yapmak zorundasın! Hadi tamam ödedik. Romumu da poşete koydurdum. Çıktım. Ama Paris aktarmasında güvenlik “hani bu romun fişi?” deyince tatlı tatlı suratına baktım. “E poşet kapalı, ama Küba, Duty free, kem küm” desem de, ben fişini görmeden alamıyorum dedi. Bir sağa baktım, bir sola, bir de o güzelim romlara. Kedi gibi “ama bana fiş vermediler ki” diye söylenmeye çalışırken, canım Fransız güvenlik görevlisi aa o elindeki işte deyip elimdeki döviz çevirdiğim kağıdı alıp, lök diye poşetin içine atıp, poşeti kapattı. Dedim ki “Paris’te insanlık ölmemiş!” :) Kıssadan hisse; Küba dönüşü uçağın aktarmalıysa ve içki de alacaksan o fişi poşete koymalarını iste!

Rom fiyatları yerel "bakkal"lar ve "free shop"lar arasında çok değişmiyor

Havana Sokakları

İstanbul’u yaşayanlar bilir. İstanbul’da yaşam nasıl bizi yoruyorsa, nasıl bir kirlilik ve kalabalıkla mücadele ediyorsak, Havana’da da benzer mücadelelerle karşılaşılacak. Küba’nın diğer şehirlerine göre bir hayli kalabalık, turistik ve kirli (hem hava, hem sokaklar) bir şehir olan Havana’yı da Havana yapan işte bu! Delilik, yoğun tempo, aşırı nem, toplanmayan çöplerin kokusu ve alabildiğine binalar...

Yürümek için yanlış bir zamanda mı gittim, yoksa hep böyle miydi bilmem ama; şehir bana bir devasa geldi. “Aman daha çok sokaklara gireyim, daha gizli kalmışları bulayım” derken küçük bir ter bezi gibi gezdim durdum Havana sokaklarında!

Bu büyük şehirde yürümekten takatin kalmadığında taksi için baya bir seçeneğin olacak. Nasıl mı? İlk başta karmaşık gibi gelecek ama bir güne rahatlıkla çözeceksin. Havana sokaklarının her köşesinde "Taksi Taksi!" diye müşteri arayan arkadaşlar var.

  • Bunların ilki bildiğimiz lisanslı ve taksi işaretli sarı taksiler

  • Diğeri kolektif taksi (taxi colectivo) (6 kişi toplanarak uygun fiyata götüren eski arabalar),

  • 3. lisansı ve taksi işareti olmayan ama seni özellikle Viazul Otobüs garlarında bulan eski arabalar,

  • 4. bisiklet taksi (bisikletin arkasına eklenen iki kişilik oturma düzeni),

  • 5. motor taksi (bisiklet yerine motorun olduğu sistem),

  • 6. At arabası (genelde lokaller kullanıyor ve Havana merkezde çok yaygın değil),

  • Son olarak Coco Taksi (sarı hindistan cevizi şeklinde 3 kişilik turistik motorlar)

Hep fotoğrafları çekilen, bol gürültülü taksiler

At Taksi :)

Havana'da çok popüler olan bisiklet taksiler. (sürücünün kas gücünde seyahat)

Pek şirin ama turistik Coco Taksiler :)

Taksilerde fiks bir fiyat yok. Ne kadar az Amerikalı göründüğüne, elinde ne kadar az torba olduğuna göre, aynı dili konuşup konuşmadığına göre bir fiyat söylüyor. Başlıyorsun pazarlığa. Efendim, pazarlık Küba’da artık bir “sünnet” değil, farzın kendisi olmuş :) Bir de Havana’daki tüm taksici ve satıcılar artık tok satıcıyı oynar vaziyetteler. İyi hazırlanmak lazım!

Yine de Ernest Hemingway’in aşık olduğu ve 1930’larda yaşadığı bu deli dolu şehir dipsiz bir kuyu gibi.  Bu dipsiz kuyuya dalmak öyle rahat bir Avrupa şehrine dalmak gibi olmayacak. Kübalılar için yaşam ambargodan ve kısıtlı imkanlardan dolayı ne kadar zorsa, senin için de zor olacak. Ha tabi bir YUMA gibi ortalarda dolanıp, resort otellerde kalıp, halktan kendini soyutlamaya niyetin yoksa.

QUE YUMA!

Haydii bir de “Yuma” çıktı başımıza. Kübalılar turistlere Yuma derler. Hani bu bir gram bile İspanyolca konuşmayıp, tüm önyargısı ile izole bir şekilde Küba’yı gezip gördüğüne inanan turist modeline. o yüzden aksi ispatlanana kadar onlar için bir Yumasın. Bilgine :)

Küba’nın küçük şehirlerinde, Havana’da olduğundan daha çok insanla tanıştım. Çok daha açıklar ve sevecenler. Havana’ya kıyasla da diğer şehirler daha ucuz. (hediyelik alışverişi için Havana dışı yerler değerlendirilmeli!) Küba seyahatin sadece Havana ile sınırlı olursa, sadece İstanbul’a gelip Türkiye’yi gördüğünü sanan Yuma gibi olursun benden söylemesi :)

YOLDA BİR ARKADAŞ GÖRDÜM DE!

Tamam kabul. Küba halkı pek bir dostlar. Sıcak kanlılar, kolay kaynaşıyorlar, güler yüzlüler. Lakin...! Özellikle gerek Havana’da kaldığımız ‘casa particular’ sahipleri tarafından, gerek restauranttaki garsonlar tarafından naçizane uyarıldık; Sokakta gelip sizinle tanışmak isteyen ve etrafı ücretsiz gezdirmek isteyen, kooperatif puro satan yer biliyorum çok uyguna diyen, oo sana aşık oldum diyen arkadaşlara “sakın” inanmayın diye. Böyle bir şey başa gelirse artık sana kalmış. Ücret istemiyorum deyip, güzel mekanlara da götürebilir. Götürdüğü her yerden biz farketmeden komisyon alıyor olabilir. O kooperatif purolar aslında ‘muz yaprağı’ çıkabilir. Gözün ısırmazsa Gracias de kaç bence. Yani benim başıma gelmedi, bir ‘arkadaşın’ başına geldi işte :)

Bir arkadaşın başına gelen, kooperatif ürünü purolar diye rastgele bir evde satılan "gerçek" olduğu iddia edilen purolar :)

NE YER NE İÇER BU HAVANA?

Turistik ve kalabalık olduğu için ve şehir de pek uyumadığı için çok çeşitli yemek yerleri bulabilirsin. Bunların çoğunu da, genelde CUC geçmeyen ve evlerin önünde tezgahta yemek satan kişiler oluşturuyor. Fast food tarzı bir zincirleri var. CUC ile de alışveriş yapabiliyorsun. Adı “El Rapido” yani hızlı demek! Mc Donalds amca gibi gidip hazır ve değişmeyen bir menü düşünmeyelim lütfen. her gün canları ne isterse, o gün elde ne varsa hazırlanan 3-4 çeşit yiyecek oluyor El Rapido’da. Tezgahın üzerinde menü örneği tabaklarda sergileniyor. Sen ne istiyorsan parmakla gösteriyorsun ve hijyen kısmını hiç düşünmediğin mutfakta hazırlanmasını bekliyorsun. Tabi ki de bir şehri şehir yapan unsurlardan biri sokak yemeğidir deyip, daldım El Rapido’ya. Bahtıma düşen pörsük bir patates kızartması ile 4 adet köfteye 1.20 CUC yiyerek doydum :)

Küba fastfood zinciri El Rapido menüsü

Genelde öyle yurtdışında et yemeyen turist arkadaşlarımız için de, meşhur Küba pizzası dertli gönüllere birebir. İncecik çıtır hamuru, ağızda dağılan mozarella peyniri ile... şaka şaka. Un mu var ki öyle incecik çıtır hamurlu pizza olsun. Mısır unundan yapılan ince bir hamura eriyik ve tuzlu bir peynir ve biraz domates sosu ile ucuza pizza yiyebiliyorsun.

Havana’da airbnb üzerinden bulup evinde kaldığım Betsy’i de burada anmadan geçmek istemiyorum. Kendisine Betsy ana lakabını taktığımız bu güzel kadın, orada kaldığımız süreç boyunca bize kucak açtı. Son 3 gün Havana’da kalacak yerimiz yokken, gitti bize ev buldu. Kaldığımız evde kahvaltıyı beğenmedik diye bize her sabah evinde leziz meyveli kahvaltılar hazırladı. Hastayız diye her gün kendi imkanlarıyla bize baktı. Giderken de “siz çok iyi kızlarsınız, hep iyi insanlarla karşılaşın” deyip ağlaştık. Havalimanına gittiğimiz araba baya eskiydi, arkamızdan su döktü mü göremedim. Ama canım Betsy işte.

Betsy'nin evi

Diğer Küba yazılarına buradan ulaşabilirsin!

#rotapintacuba