Her ne kadar ilk kamp deneyimim Kastro olmasa da, çadır hayatını 1 geceliğine de olsa tam anlamıyla doya doya tattığım bir yerdi. Cumartesi sabah gidip, Pazar günü akşam da evlere dağılmalık bir plan arıyorsan ve bir de arabalı isen bu seçenek neden olmasın?

 

Tekirdağ’ın Karadeniz kıyısında Saray ilçesinin içerisinden ulaşıyorsun Kastro Çamlıköy Tabiat Parkı’na. Karadeniz’in deli dalgalı, biraz da haşereli denizinden hoşlananlar için denizine girip, dibindeki Istranca ormanlarının atmosferi ile sarmalandığın ve senin gibi birçok kampçının çadırlarla sere serpe yayıldığı bir yer burası.

Kastro Koyu veya daha çok bilinen ismi ile Çamlıköy Tabiat Parkı civarda yaşayan ailelerin ve gençlerin tatil mekanı olduğu için, özellikle de haftasonları biraz fazla kalabalık bir seçenek olabilir. Biz de Ramazan ayını fırsat bilerek (ki ona rağmen hatrı sayılır kampçı vardı) sabah 7 gibi İstanbul’dan yola çıkıp, sabah 9’da mis gibi kuş sesleri ile bezenmiş yeşilin kucağına attık kendimizi! Biraz kalabalık bir grupla kamp atacaksanız şayet, (bizim yaptığımız gibi) erken saatlerde gelip iyi bir yer (ki bu tam Bahçe Deresi’nin yanı oluyor) kapmanız önerilir. Öğleden sonra gelenler için iyi yerler çoktan kapılmıştı ve iç kısımlarda dip dibe çadırlarda kalmak zorunda kalmışlardı.

Kampçılık konusunda uzman biri değilim. Toplasan şu ana kadar 2 kere çadır kampı deneyimim oldu. O yüzden çadır nasıl kurulur, kamp yeri nasıl seçilir, ne gibi malzemeler gerekir vs. konularında ahkam kesemeyeceğim. Sen de böyleysen, kampçılıktan anlayan bir arkadaş edinmelisin :)

Kastro Koyu'nda kamp atabileceğin en iyi nokta Bahçe Deresi yakını. Sabah uyanıp, çadırından çıktığında karşına çıkan manzara inanılmaz olacak!

Çamlıköy Tabiat Parkı Orman İşletmesi tarafından işletiliyor. Girişte konaklamak için araç başına 30-40 TL gibi bir rakam alıyorlar. Araba ile içeriye girebiliyorsun. Ama her yerde ağaçlar olduğu için biraz dikkatli sürmek ve doğaya zarar vermemek gerekiyor. Şanslı isen tahta piknik masalarından da kapabilirsin. Ayrıca parkın girişinde bir minik tesis var orada çay-kahve içebilir, fast-food tarzı yiyecekler bulabilirsin. Marketinden de içme suyu, tüp, sac vb. kampçılıkta ihtiyacın olan bilumum malzemeyi alabilirsin. Ayrıca saatler ilerledikçe çok iç açıcı olmayan tuvaleti ve hiç kullanmadığım bir duşu da var (kadınlar ve erkekler için farklı).

Biz Saray ilçe merkezinden market alışverişimizi yapıp (bol su, meyve, kahvaltılık, akşam yemeklik) öyle alana gelmiştik. Gece çökünce ilçe merkezine gidiş yolu biraz zor olabilir ışıksız :)

Kastro Koyu'nun meşhur "instagramlık" ağacı :)

Asıl planlanması gereken kısımlardan biri gece yakacağın “kamp ateşi”! Ağaçların verdiği serinlik ve nemlilik hissi güneş battıktan sonra yerini buz gibi bir havaya bırakınca yana yakıla ısınacağın bir ateş ararsın. O yüzden de hazırlıklı gidip güneş batmazdan evvel kamp ateşini yakmaya başlamalısın. Tabi uyurken de ateşin söndüğünden emin olmak gerekiyor. Yoksa bir daha kamp yapmaya geldiğinde böyle bir güzellik bulamayabilirsin! Uykuya dalmadan önce ateşin söndüğünden, çadır etrafında yiyecek bir şey bırakmadığından ve her daim çadırının fermuarını kapalı tuttuğundan emin olmalısın!

Biz gittiğimizde Mayıs (2018) sonuydu ve yağmurlar kesilmiyordu. Ama o canım ağaçlar öyle güzel koruyordu ki bizi yağmur damlalarından. Bir kere daha anlamıştık; beton değil, ağaçtı bizi yaşatacak olan...

Yemekler yenilip, oyunlar oynanıp, ateş etrafında şarkılar söylendikten sonra uykular bastı yavaştan. Çadırda uyku tulumuna sarınıp, yağmur damlalarının tıpır tıpır çadıra vurduğu sesle uykuya dalmıştım. Uyandığımda güneş çıkmış ve kuşlar senfonisine başlamıştı çoktan.

Bir ben değilimdir sanırım, mis gibi doğada yatıp uyandığı uykudan dinç kalkan! İster 2, ister 5 saat uyuyayım sabah erkenden “zıpçık” gibi uyanıyorum. Nitekim burada da öyle oldu ve sabah erken saatlerde uyanıp, etrafı keşfe giriştim bile.

Kastro’dan ayrılmadan, restaurantın hemen önünden kiralanan deniz bisikletlerini alıp 1 saat kadar derede sürmeni öneririm. O sakinliği, ağaçların çeşitliliğini, güneşlenen ve şekerleme yapan kaplumbağaların tatlılığını anlatmam mümkün değil :)

Turun sonu :)

Deniz bisikleti sürüp, kahvaltı yapılıp, tüm kamp alanında minik bir çöp kalmadığına emin olduktan sonra da, bir sonraki kamp yerimizi keşfe Kırklareli Vize’ye bağlı “Çiftekaynaklar”a uğradık. Yolu baya bir meşakatli. Zira bir 10 km. kadar itfaiye yolundan gittikten sonra, el ile yazılmış bir kağıt yönlendirmesi ile Çiftekaynaklar kamp alanına dönüp, minik patikadan araba ile 10 km. daha gidiyorsun. Ama vardığın yer ve fauna bu kadar yola değdi diyorsun! Gökyüzünü beton binalardan değil, kocaman ağaçlardan göremediğin bakir bir yer Çiftekaynaklar. Navigasyonda veya gezi sayfalarında da çok bahsi geçen bir yer değil. O yüzden en kısa sürede çadırlarımızı buraya atacağımızı hayal edip Kırklareli ve Tekirdağ köylerinin içinden geçe geçe Pazar dönüş trafiğine karıştık :)

Kastro sahili

Hem ilk vlogumu kutlamak, hem de Kastro'da çadır kampı nasıl oluyormuş görmek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsin (: 

#rotapintatekirdag