Antik Yunan Mitolojisi ile ilgilen, ilgilenme; mutlaka duymuşsundur Kazdağları’nda doğmuş Zeus’u, Hera’yı ve daha nicesini. Homeros İlyada’da Kazdağları için; “bol pınarlı vahşi hayvanların anası” demiş. Çok da doğru demiş, zira her bir köşesinden dereler, pınarlar akmakta, sürprizli hayvanlar fırlamakta :)

Balıkesir’in Susurluk tostu ayranı, sahilleri, et ve süt ürünlerinden öte en çok bilineni bilinmesi gerekenidir Kazdağları ya da mitolojide bilinen ismiyle İDA... Kazdağları milli parkına rehbersiz giriş yasak olduğu için (iyi ki de, neyse ki!) öyle elini kolunu sallayarak giremiyorsun her alanına.

Bir yaz günü İstanbul’dan ve yoğun iş hayatından sıkılıp huzuru bulmak için Kazdağları’nın sakinliğine attık kendimizi. Bu yazı da o yolun öyküsünü anlatsın bize...

Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır?

Kazdağları büyük bir alan kapladığı için, konaklama seçenekleri de bir o kadar fazla oluyor. Edremit’ten başlayıp, Çanakkale sınırı Ayvacık’a kadar olan ilçelerde ve beldelerde konaklamanı seçebiliyorsun. Biz canım Tuncel Kurtiz’in ömrünün son zamanlarını zeytin ağaçlarının gölgesinde geçirdiği ve mezarının da bulunduğu Güre kasabasına bağlı Çamlıbel’i tercih ettik.

Çamlıbel’de konaklamamız 1 gece olacağı için, gün ışığından maksimum yararlanmak adına sabaha karşı 3 gibi yollara düştük. Çamlıbel’e uzanan o yollar Ege Bölgesi’ne girdikçe daha da keyiflendiği için tam anlamıyla bir yol öyküsü oldu bizim için. Termoslara kahveler dolup, sağlıklı atıştırmalıktan yolluklar da arabaya yüklendikten sonra arkamıza bakmadan kaçtık İstanbul’dan :)

Bursa’dan Susurluk’a doğru giderken Ömerköy’de başlayan ayçiçeği tarlaları ilk mola yerimiz oldu. Tam güneş doğmuş ve o canım günebakanlar boyunlarını gökyüzüne çevirmişti. Birbirimizi sevip, vedalaşıp yola devam ettik.

Birinci kahvaltı için Susurluk tostu molası verebilirsin. Benim için tost belki dünyanın en iyi besini değil ama buz gibi bir “Susurluk ayranı” fena olmuyor yol üstünde. Susurluk tostu için bu yolculukta uğramadığım ama çok önerilen Düzdağ Tost’u listeye aldım. Belki yolu geçen buraya uğrar ve dener :)

Susurluk sonrası, sağlı sollu ayçiçeği tarlalarından geçerek Havran ve Edremit üzerinden Çamlıbel’e vardık. Konaklama yerine gitmeden önce Edremit Körfezi’ne karşı bir Ege kahvaltısı yapmak için Düşler Vadisi’ne gittik. Şansın varsa üst katta kahvaltı yapmanı öneririm. Çünkü tam resimdeki gibi  Edremit Körfezi manzaran olacak!

Düşler Vadisi'nde kahvaltı manzaran!

Düşler Vadisi'nde kişi başı kahvaltı ücreti 2018 için 35 TL! 

Mis gibi Edremit zeytinyağı ve zeytinleriyle haşır neşir olduktan sonra da, çok merak ettiğim ve birçok insanın önerdiği İDAKÖY ÇİFTLİK EVİ’ne yerleşmek için yola koyulduk.

Çamlıbel köyünün çıkışında, tam Tahtakuşlar köyü sınırında yer alıyor İdaköy Çiftlik Evi. Meslektaşım İskender Azatoğlu İstanbul’dan “zeytine” kaçıp, bu güzel evini pansiyon olarak işletmeye başlamış yıllar önce. Daha sonra oğlu Deniz ve eşi Suzan da İstanbul’un vahşiliğinden bunalıp buraya gelmişler.

Aile işletmesi olan bu güzel eve varır varmaz başladım hayaller kurmaya. Sonu görünmeyen zeytin bahçesine, mükemmel manzaralı verandasına, kitap dolu salonuna ve sabun kokulu odalarına hayran oldum. Ben neden zeytin aşkımı görmezden geliyor ve her gün trafik ve kaos içerisinde Ege’den uzak bir hayat sürdürmeye çalışıyorum ki dedim kendi kendime. Deniz ve Suzan’la konuştukça, “hayatımı istediğim gibi değiştirebilirim”e inandım.

İskender Abi tarihe ve coğrafyaya merakı ile birçok kitap yazmış. Evde o kitapları karıştırabilir, gitmeden de İskender Abi’ye imzalatabilirsin :) Ben Kazdağları rehberini aldım ve çoktan başucu kitabı yaptım bile!

Neden bir gece kaldım diye dövünüp durdum oraya varınca. Mutlaka bir sonraki Kazdağları kaçışımın sadece bir gününü sadece o evde (İdaköy Çiftlik Evi) vakit geçirmeye, zeytin ağaçları ve Edremit Körfezi’ne karşı kitap okuyup, huzur bulmaya ve Deniz’in, Suzan’ın, İskender Abi’nin tatlı sohbetine ayıracağım...

İdaköy Çiftlik Evi'nin sonu görünmeyen zeytin bahçesi :)

İdaköy Çiftlik Evi - Çamlıbel

Kahvaltı basit ama özlediğimiz doğal tatlardandı. Kokulu domates, bahçeden kendi topladıkları ve yaptıkları zeytin ve zeytinyağı, köyün hayvanlarının sütünden peynirler ve kendi öğüttükleri undan ekmek... Bu arada zeytin demişken, Azatoğlu ailesi kasım ayında yoğun bir zeytin hasadı dönemine giriyor. O dönemde konaklamak isteyenlere de hasat zevkini tattırıyor. Ben şimdiden Kasım için planımı yapmaya başladım bile!

Azatoğlu Ailesi'nin bağımlılık yapan zeytinleri ve zeytinyağlarından almak isteyeceksin!

İskender Abi kitabını imzalarken :)

Kazdağları dediğimizde herkesin ilk söylediği Hasanboğuldu, Sütüven, Mıhlı, Başdeğirmen olsa da, Deniz bunların çok turistik olduğunu ve ne yazık ki gelen halkın piknik ve mangal sevdasından dolayı iyi korunamadığını söyledi. Ve gerçek anlamda doğa yürüyüşü ve derede yüzmek için alternatif rotaları önerdi. 1 günümüz olduğu için Mehmetalan köyü içerisinden haritada olmayan 1 saatlik bir yürüme rotası verdi bize. O yolun detaylı anlatımına buradan ulaşabilirsin :) Ama ister İdaköy’de kalın, ister başka yerde, İskender Abi veya Deniz’den özel turlar rica edin derim!

Çamlıbel köyü belki Tuncel Kurtiz ile ünlenmiş olabilir, ama mütevaziliğini popüler olsa da hiç kaybetmemiş.

Peki Çamlıbel’de neler yapılır?

Köyün merkezindeki çeşmeden “Kazdağları Suyu”nu içip, önce köy mezarlığından Tuncel Kurtiz’e uğrayıp, ona bir şiir okuyup, köyde yürüyüş yapabilirsin. O sırada İskender Abi’nin köyün kadınları için kurduğu Çamlıder Cafe’ye uğrar bir kahve içersin. Keyf-i alemin rengarenk bahçesinde gölgelenir, “köyün delisi”nden hediyelik eşyalarını alabilirsin.

Tuncel Kurtiz'in ailesinin işlettiği Zeytinbağı Oteli de Tuncel Kurtiz'le aynı yerde, Çamlıbel köyünde.

Keyf-i Alem Cafe ve gölgeli bahçesi!

Köyün Delisi (:

Yemek için köyün çıkışında biraz tepede çeşitli tesisler var. İster Düşler Vadisi’nde bir şeyler yiyebilir, ister yol üzerindeki farklı restaurantlara uğrayabilirsin. Biz Akçay’da yol üzerinde Deniz’in tavsiyesi üzerine Osman Kasap Restaurant’a gittik. Köfte, et vs. seçenekleri var. Ama benim en çok beğendiğim mis gibi domatesli salatası ve ilginç şekilde cam şişe ayranı (Özerhisar) oldu :)

Hazır ayran da önerilir miymiş deme :)

Tahtakuşlar Köyü

Anadolu üzerinde pek az kalan sayılı Türkmen köyü imiş Tahtakuşlar. Orta Asya Şaman kültürü ve Alevi kültürünü halen yaşayan ve değişime direnen bir köy. Kazdağları’nın kerestesi çok meşhur olduğu için, belki de buraya yerleşip ağaç işçiliği yapan bu halka “tahtacılar” dendiği için, bu köyün adı Tahtakuşlar olmuş deniyor.

Eski yazı fontlarına benim gibi bayılan da vardır bence! 

Her ne kadar Türkmen kültürü hakkında bilgi veren bir müze dense de, benim için içine kapalı bir müzeydi; Alibey Kudar Etnografya Galerisi. Bu müze “Türkiye’nin ilk özel köy etnografya müzesi” gibi çok spesifik bir tanım içeriyor :) İçerisinde Alevi kültürüne, Türkmen kültürüne ait çok kısıtlı bilginin bulunduğu bir müze. Neden böyle çekiniyorlar diye üzüldüm, ama hoşgörüsüz ülkemde bu çok normal diye kendimi avuttum. Tarihe ve çok kültürlülüğe meraklı isen mutlaka buraya yolun düşmeli. Müzeden kendine bir anaerkil şaman geleneğinden düş kapanı hediye edersin hem.

Sarıkız Efsanesi

Binlerce farklı varyasyonu var bu efsanenin. Orada okuduğum ve "tahtacılar" arasında en kabul göreni aşağıdaki resimde yazdığı gibi imiş.. İnançlar, inanışlar, türlü türlü. 

Sarıkız tepesinde her sene Ağustos ayında Sarıkız şenlikleri yapılıyor. Ama Şaman geleneklerini sürdüren Türkmen köylerinin insanları ibadetlerini o tepede halka kapalı olarak yapmaktalarmış.

 

O coğrafyaya gidip, biraz okuduktan sonra sizin de merakınız kabaracak ve aslında bu kadar çok kültürü bir arada bulabildiğimiz ve yaşayabildiğimiz için şanslı hissedeceksiniz! Tek tip olmak sıkıcı değil midir sizce de?

Sarıkız Kazdağı Etnografya Müzesi (Güre)

Kuruluşuna İskender Abi'nin de destek verdiği, kendi deyimlerince yolu Kazdağından geçmiş, iz bırakan her toplumu, bireyi anlatan bir zaman tüneli. Güre sahilde yer alan bu müzeyi ziyaret etmeden, bir zeytinli kolonyalarını sürünmeden ayrılmayın derim. 

Kazdağı Etnografya Müzesi'nde elbette Edremit'in altın madeni zeytin ve zeytinyağları da detaylı anlatılıyor!

Sarıkız ve kazları :)

İstanbul'dan Çamlıbel'e, Tahtakuşlar'a uzanan yolumun öyküsünü aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz! Videonun sonunda canım Tuncel Kurtiz'in de dediği gibi "bir gün o zeytin ağacının altında yeniden Edremit Körfezi'ne bakacağım"...

İzlemişken Youtube üzerinden Rota Pinta kanalına abone olmayı unutmayın :)

Kazdağları'nda doğa yürüyüşü hakkında yazı ve anılara buradan ulaşabilirsin

#rotapintabalikesir