“Küba’da ambargo var mı yok mu?” “Küba’da yiyecek sıkıntısı yaşar mıyım?” “Küba’da sabun, tuvalet kağıdı yokmuş diyorlar?” “Kübalılar çok fakirmiş” gibi tüm ön yargılı ve kulaktan duyma bilgileri bir kenara alalım ve yazının devamını okuyalım. Küba çantası hazırlarken neler gerekirmiş bir bakalım :)

Avrupa ve Amerika gezmelerine benzemeyecek bir deneyim Küba! Nihayetinde 3. Dünya ülkesi sınırları içerisindesin. Göreceklerin, duyacakların, koklayacakların başka başka olacak. Mücadele etmeyi, ön yargılarından sıyrılmayı, pazarlık etmeyi öğreneceksin!

Hepimizin bildiği gibi Küba sosyalizm rejimi ile yönetilen bir ülke. Ama gidip gezince görüyorsun ki o kitaplarda okuduğumuz sosyalizm pratikte hiç de öyle uygulanamıyormuş. Nedir peki sosyalizm adı altında sosyalizmle bağdaştıramadığım?

Halkların eşitliği prensibine dayanan sosyalizmde, hem siyasi hem ekonomik eşitlik olması gerekirken, ekonomik eşitlik prensibinin oldukça bozulduğu bir sosyalist ülke var karşımızda. Evet devlet hala halkın temel ihtiyaçlarını basit düzeyde karşılıyor. Örneğin, günde her aileye ailedeki kişi sayısı kadar ekmek (karne ile), 18 yaşına gelmemiş her çocuğa her gün 1 adet süt, asgari miktarda hijyenik malzeme gibi. Ama tabi ki bu durum tüm bireyler arasında aynı eşitlikte devam etmiyor.

Kaldığımız Casa Particular evlerinde (Kübalıların devlet kontrolüyle odalarını yabancılara kiraya vermesi – detaylı bilgi için buraya bakabilirsin) gayet son model klimalar, fazla fazla tuvalet kağıtları, sabunlar vardı. Ve odaya ilk girdiğimizde ev sahipleri hemen bize tuvaletteki sabun ve tuvalet kağıdını gösteriyordu, misafire verilen bir lüks edasıyla. Uzun bir süre sistemin nasıl böyle işlediğini anlayamadık. Evet bir yokluk durumu söz konusu. Bunun temel nedeni de Amerika’nın uyguladığı ambargo. Yani çoğu Kübalının söylediği, ambargonun bu yokluğu yarattığı. İmkanlar ve ürünler sınırlı. Devletin bireylere sağladığı ücretsiz destek, ihtiyacın çok altında kalıyor. E bütün bu kısıtlılığı sokaklarda, marketlerde görüp sonra eve gelip tam aksi durumu görünce sistemi kafamızda oturtamamıştık.  Sistem hakkında çok konuşmadıkları için de anlayamıyorduk. Sonradan ilişkiler güçlenince, gençlerle tanışınca, mevcut durum biraz daha kafamızda yer etmeye başlamıştı. Nasıl olur da teoride sosyalizm eşitliğinin olduğu bir yerde, gözle görülür bir eşitsizlik hakimdi?

Evlerin kapılarına tente yerleştirerek, meyve suyu, minik yiyecekler vs. satmak Küba'da çok yaygın bir ek gelir

Gücümüz birlik olmaktan gelir! Yaşasın 1 mayıs diyen bir 1 Mayıs afişi

Turizmin patlaması, Kübalılara ek gelir ve kontrol edilemeyen bir kazanç kapısı açmış. Özellikle de casa particular ile bir öğretmen veya doktor maaşını, ev sahibi 1-2 günde yabancı konuğundan alabilmeye başlamış. Ayrıca bu da öğretmen ve doktorların yavaş yavaş mesleklerini bırakıp, bu işe girmelerine yol açmış.

 

Bir diğer kazanç kapıları da bir şekilde evlenerek ya da kaçarak yurtdışına gidip para kazanan aile bireyleri. Doğruluğunu çok teyit edemesem de, Kübalıların şöyle bir deyimi varmış: “Hay que tener fe!” tam tercümesi ile “bir inancın olmalı” demek olan deyimde ufak bir kelime oyunu yapıyorlarmış. İnanç demek olan “FE” kelimesini ‘yurtdışındaki aile yakınları’ anlamına gelen “Familiares en el Extranjero” kısaltmasına gönderme olarak kullanılıyormuş. Yani kıssadan hisse yurtdışında yaşayan bir aile bireyin varsa, şanslısın demek istiyorlar.

Özellikle evlerini casa particular olarak kiraya verenler, biriktirdiği paralar ile evlerinde tadilat ve bakım yaptırabiliyorlar

Satılık ev "levhası"

Yurtdışında yaşayan veya ekonomik olarak imkan bulup seyahat edebilen Kübalılar, gittikleri ülkelerden (özellikle vizesiz seyahat edebildikleri Rusya'dan)  bavullar dolusu kıyafet getirip, karaborsada satıyorlar. Kübalılar karaborsadan bu şekilde farklı ve yeni kıyafet alışverişi yapabiliyor.

Oradayken kendi kendime sordum haydi bir de siz sorun. Ayda 1 kalıp sabunla, 1 rulo tuvalet kağıdıyla ve günde 1 top ekmekle yaşayabilir misin? Yeni kıyafet almadan, alacaksan da eski moda ve ikinci el giyinip mutlu olabilir misin? Saçın için ayrı, vücudun için ayrı havlu ayrımı yapmadan, farklı kokudaki deodorantlarınsız yaşayabilir misin? Banyo yaparken gürül gürül akan su yerine duş başlığına bağlanmış elektrikli duş başlığı ile damla damla yıkanabilir misin her gün? Biraz rahatsız ediyor değil mi? Küba’ya gidip öyle eski arabaların fotoğraflarını, eski evlerin bulunduğu sokakları çekmek keyifli ama o eskilikte yaşamayı düşünmek de keyifli mi?

Küba'da kalacağın çoğu evde göreceğin ve şok olacağın elektrikli "zararsız" duş başlığı   

(Resim kaynak jemimablog.com)

Neyse tatsız kısımları zihnimizin ötesine atıp, biraz da Küba süpermarket kültürünü konuşalım. Elbette hiçbirimiz bir Carrefour, Migros beklemiyor değil mi? Tek elle tutulur süpermarketimiz La Palma Panamericana olacak. Sabah 9 akşam 6 çalışan bu marketler nispeten daha sık bulunabiliyor ve ürün çeşitliliği Küba yerel “market”lerine göre birazcık daha çok oluyor. Yerel ve ithal ürünlerin olduğu markette hem CUP hem de CUC (yabancıların kullandığı) para geçiyor. Ama şunu unutmayalım ki, her süpermarkette ve Havana’da yer alan 1 adet La Epoca AVM’sinde girişte çantanı bırakma zorunluluğun var! Şaşırtıcı ama gerçek. Altında yatan acıklı sebebi bulmayı sana bırakıyorum.

Her üründen tek marka olan Küba süpermarketi

Ne ararsan var Küba mini market ve bakkalları. Buralarda sadece CUP yani Küba yerel parası ile alışveriş edilmekte ve fiyatlar bizler için çok ucuz!

Evlerinde kaldığımız Kübalılarla dil problemi olmadığı için detaylı sohbetler edebilme şansımız vardı. Genel itibari ile Amerikalılardan pek hoşlanmıyorlar ve ambargodan dolayı çok mutsuzlar. Ancak ülkelerine gelip gezen Amerikalı turistlerden memnunlar. Amerikalıların kendilerini tanımalarını istemeleri hoşlarına gidiyor. Ve kimle konuştuysak ülkesini bırakmak istemiyor. Küba’da yaşamaktan mutlular. Amerika’ya gidip yaşamam diyor. Küba vatanseverliği hakkında yazıyı hatırlamak istersen buraya bir tekrardan göz atabilirsin.

Küba denilince aklımıza gelen parmakla sayılı şey vardır. Puro, rom ve doktorlar yani sağlık sistemi. Hangi Kübalı ile konuşsak, kendileri için ücretsiz olan sağlık sistemi ile övünüyorlar. Haksız da sayılmazlar... Tıp eğitiminin bu denli önem verildiği Küba’da, doktorların başka ülkelere para karşılığında hizmet vermeye gönderilmesi devlet için çok yaygın bir gelir kaynağı haline gelmiş. Özellikle de Venezuela ile petrol ve internet karşılığında böyle bir takasın olduğu biliniyor. Tıp alanındaki bu ilerlemede kansere bile çözüm bulunduğu söyleniyor. Değişiktir ki, halkın bu denli yoksunluk içinde olması ve ülkenin genel olarak ambargo altında olmasına rağmen tıbbın bu kadar gelişmesi mevzusu kafa karıştırıyor!

Evinde kaldığımız ailelerden bir tanesi Venezuela'da doktorluk yapmış ve görevi başarıyla tamamladığına dair sertifikasını duvara asmıştı gurur tablosu olarak :) 

Böyle anlattık anlattık da, asıl yere gelemedik bir türlü. Bu kadar bilgi bize çanta hazırlarken nasıl yardımcı olacak? O zaman alalım valizimizi elimize, Küba’da olmazsa olmazlarımızı, alsak iyi olurları, oradakilere vermek istediğimiz hediyeleri vs. içeren acil durum çantamızı hazırlayalım.

 

  1. Sağlık sisteminin ücretsiz olduğunu söyledim. Ama iş ilaç alma kısmına gelince durum biraz farklı bir hal alıyor. Çünkü ilaçlarına oldukça cüzzi miktar verseler de, ilaçların azlığı ve eczane raflarının boş olması göze çarpıyor. Küba’da tanıştığımız bir Türk çift, konaklayacakları eve gitmeden ev sahibi ile yazışmalarında bir ihtiyacı olup olmadığını sormuşlar. Ev sahibi çocuğu için parasetamol şurup istemiş örneğin. Sonra da bu tarz ilaçların kolay bulunmadığını belirtmiş. Bu durumu hem kendin için, hem de tanışacağın Kübalılara yardım mahiyeti için düşünebilirsin.

  2. Her yerde yazıyorlar ve söylüyorlar. “Aman Küba’ya gideceksen tuvalet kağıdı yok su yok” diye. Yanlış! Çoğu yerde peçete ve tuvalet kağıdı bulabiliyorsun. Ama restaurantlarda tabağının yanında bir tane, kaldığın evlerin tuvaletinde de bir rulo şeklinde (bittikçe yeniliyorlar o ayrı).  Biz giderken bir paket içinde 10 adet selpak ve 3 büyük ıslak mendil almıştık kendi ihtiyacımız için. Çok iş görmüştü. Özellikle de Viazul otobüsleri ile seyahat ederken mola yerlerinde tuvalet kağıdı olmuyordu. O yerlerde hızır gibi yetişmişti bizim selpak mendilcikler. Kalanları da kaldığımız evlerde bırakmıştık. Eminim onlar da mutlu olmuşlardır.

  3. Sokaklarda yabancı olduğumuzu gören herkes sabun var mı diye soruyor. Sabun: Jabon (habon diye telafuz ediliyor).  Gelen her yabancı sokakta sabun vs. dağıttığı için, sokakta böyle şeyler isteyenlerin alışmış olduklarını düşünüyorum. Sokakta yanımıza gelip sabun ve kıyafet istemeleri beni çok üzüyordu. Böyle olmamalı diyerek kızıyordum bozuk düzene içten içe. Ama akıllarda bulunsun. Belki kaldığın evlerde, belki tanıştığın kişilere vereceğin ve hatta kendi kullanımın için bile sabun gerekecektir. Çantaya bir kaç tane atılmalı!

  4. Takip ettiğim bir kaç Kübalının instagram hesabında “Kübalılara neler getirmeli” sorusuna verdikleri cevapta, deodorant – roll on vardı. Çünkü azlığından dolayı çok pahalı satılıyormuş. Ve en çok ihtiyaç duyulan ürünler arasındaymış. Yine hediye götürmek istersen düşünebilirsin.

  5. Küba’nın sıcağı sıcak, güneşi de güneş. Düşük sezonda (Haziran-Eylül) gitmiyorsan ki bu yağmur tufan demek, hele de hassas cildin varsa güneş kremi mutlaka çantaya atılmalı.

  6. Sıcak demişken, oldukça hafif, üste yapışmayan ve az terleten kıyafetler seçilip bavula konsun lütfen.

  7. Neredeyse her günümü leziz Küba mangosu ve Guayaba (guava) meyvesi ile açıyordum. Gün içerisinde de, sokakta mango suyu, guayaba suyu satanlardan da midemi coşturuyordum. Ama bunlar gün içerisindeki açlığını dindirmeye yetmiyordu. Tabi marketlerdeki abur cubur eksikliği, otobüs seyahatlerinin uzun sürmesi mevzuları düşünülünce mutlaka gitmeden bir bisküvi, çerez vs. torbası yapmakta fayda var. Ben çok faydasını gördüm.

  8. Kafam rahat olsun, aldığım purolar romlar havalimanında kaybolmasın diyorsan bir minik valiz kilidi atalım çantaya. Bizim her gittiğimiz evde yaptığımız sonsuz bir döngü vardı. Eve ilk defa girilir, el çantasından Küba vizesi ve çevrilmemiş Eurolar çıkarılır valize konur ve valiz kitlenir. Tekrar yola çıkılacağı zaman da vize alınır, pasaporta yerleştirilir ve el çantasına alınır. Çevrilmemiş eurolar cüzdana atılır :)

  9. Son olarak da, nacizane tavsiyem gezerken cüzdanda hep minik bozuk paralar bulundurmak! Yolculuklarda, normal kafelerde ve bazı restaurantlarda bile tuvalet girişlerinde bir amca veya teyzenin elinde yelpazesiyle oturduğunu göreceksin. Sana bir adet peçete verecek ve önündeki kutuya minik bir bahşiş atmanı isteyecektir. İlk başlarda acemilikten 1 CUClarımı (ortalama 1 euro) atıp duruyordum tuvalet girişlerine. Ama sonra duruma aydım ve 0,10 -0,25 arası bozuk paraları bıraktım. Bakmıyorlar ne attığına genel olarak :)

  10. Merak eden olur diye 12 gün için konaklama ve uçak biletim hariç, tuvalet paraları dahil 600 euro harcadım. (yeme içme- çokça plak- hediyelikler- taksi paraları) Harcamana ve alacağın şeylere göre, acil durum çantasına kendin karar vereceğin miktarda Euro koyarak çantayı kapatalım.

Son olarak da çok güldüğüm bir Süleyman Demirel sözü ile kapanışı yapayım 

Meseleleri mesele etmezseniz, ortada mesele kalmaz!

Hayat güzel elimizdekilerin kıymetini bilelim.

Sevgi ile,

#rotapintacuba