Bazı yerler vardır sevgiliyle gezmeliktir. Ortamda hep bir romantizm vardır, hava güzeldir. Ama bir de Küba vardır ki, kesinlikle sevgiliyle gezilmeye müsait yerlerden değildir. Neden mi? Sayacak çok nedenim var efendim.

Öncelikle 1. sebep olarak aşırı sıcak ve nemden bahsediyorum. Öyle böyle değil. Düşün ki tam giyinmiş süslenmişsin, mis gibi parfümlerini sıkmışsın, en güzellerinden takılarını takmışsın ama adımını Küba sokaklarına bir atıyorsun ve küçük bir çamur yığınına dönüyorsun –terle karışık- ! Bir yanda sıcaktan uçmayı unutmuş ve uyuşmuş kara sinekler (her yerdeler!), bir yanda sivrisineklerin ısırmadığı bir nokta kalmamış kırmızı kollar ve bacaklar. Yok hiç sevgiliye ideal bir halde değilsin! Zaten 1 saat sonra gidip tişörtümü değiştirsem mi diye arandığında, o takılar birer birer üzerine ağırlık vermeye başladığında, parfüm marfüm hak getire olduğunda görmek isteyeceğin en son kişi sevgilin olacaktır. :)

Sevgili Kübalıların bu sıcak havalar için oldukça yaratıcı ama göze çok hitap etmeyen bir çözümleri var. O da göbeklerini açmak. Evet evet! Giydikleri tişörtü şöylece yukarı doğru bir kıvırıp göğüs altında kıstırma suretiyle oluşturdukları klima etkisi ile bu sıcağa karşı devrimci duruşlarını sergiliyorlar!

Bu yöntemi kadın erkek herkes deneyebiliyor. Bir Küba ata sporu olan tişört kıvırıp koca göbekleri dışarı bırakma yöntemini ne yalan söyleyeyim ben de denedim! İlk başlarda anlam veremeyip, “böyle serinleme olur mu yeaa” desem de, çaresiz ve sıcaktan kaçamadığım o anda kaldırıverdim tişörtü. Çıkardım göbeği ortaya. Aman aman. O nasıl bir anlık serinlikti öyle :)

Sıcaktan gömleklerin atılıp ya da göbeklerin üstünün açıldığı yere Küba denir :)

Sıcak iklim şehir ve evlerin de yapılaşmasını şekillendirmiş. Örneğin, en çok gördüğümüz bina yapısı olan kolonyal yapılarda (özellikle Havana’da) cam namına bir şey yok. Demir kapıları örten tahta kapı ve pencereler var. Ama bunlar hiç kapanmıyor. Mahremiyet olayı bizdeki kriterlerden farklı algılanıyor ve çoğu konularda limitleri olmayabiliyor. Hal böyle olunca da, evlerin kapılarının pencerelerinin sokaklara doğru açık olması, popoyu devirip sokağa karşı horul horul uyumanın “ayıp” olması söz konusu olmuyor Küba’da. Bir şeylerin “ayıp” sayılması için hava çooook sıcak!

Sıcak ve nemli hava sebebiyle, olmayan camlar hiç kapanmıyor ve herkes sokağa karşı hayatını yaşıyor

2. sebebim ise, kızlar size! Küba kadınları pek güzel! Özellikle de şekilli vücutları ve cana yakınlıklarıyla, içinizde birazcık Türk kadını hasetliği varsa durum çok iç açıcı olmayabilir :)  buraya notumu düşeyim de ben...

Ve 3. Sebep ki bu da aslında teknik olarak yine kızlar size! Eğer kıskanç bir sevgiliniz varsa hazır olun çünkü..... Küba erkekleri kadınlara çoook fazla laf atmayı seviyorlar! Bu konunun dil bilmeyle bir alakası var mı bilmiyorum. Çünkü dünyanın neresinde olursak olalım, evrensel bir ‘erkek laf atma ses tonu’ vardır. İspanyolca bilmiyorsanız, işte bu tonu nerede olsa tanırsınız. Benim dil bilmem bu söylenenleri net olarak anlamama ve iki kat çıldırmama sebep oldu.

Bu arada öyle mankenlikten, güzellikten falan ölmenize gerek yok. Kadın olmanız, her yaşta Kübalı için laf atmalarına sebep! Evet yanlış duymadınız her yaşta Kübalı! Bu arada bu gözlemimi ve deneyimimi negatif bir şeymiş gibi sergilemek istemem. Nihayetinde bu da onların kültürü. Çünkü oradayken bize hiç laf atmadan paçayı kurtardığımız bisiklet taksicimiz, Kübalıların tek olayının kadınlar olduğunu ve bu yüzden özellikle erkeklerin çok laf attıklarını söyledi. Kötü bir niyetlerinin olmadığını ve laf atmaktan öteye gitmeyeceğini de belirtti. Zira sen ona karşılık versen, laf atan sevgili Kübalı arkadaşın verecek bir cevabı bile yokmuş çoğu zaman :)

Laf atmıyormuş gibi görünüyor değil mi :)

Günde ortalama 50 kişiden (abartıdan uzak bir rakam) – ki bunlar sokakta oynayan çocuklar, taksiciler, çocuklarıyla yürüyen babalar, eşleri yanında olan kocalar, balkonlarından etrafı izleyenler, sokak satıcıları, yaşlı ve tek dişi kalmış bastonlu dedeler, garsonlar, plaj görevlileri, havalimanı çalışanları, polisler olarak uzayıp gidiyor- yediğimiz lafları derleyerek kulak aşinalığı olması açısından burada da paylaşacağım. Genel itibari ile “güzel” anlamına gelen binbir çeşit ispanyolca kelimeyi sokaklarda duyacaksınız. Bunu sık kullanılanlardan, nadiren duyduklarımıza göre sıralıyorum :)

  • Linda    (güzel)

  • Guapa  (güzel)

  • Bonita  (şirin)

  • Maravillosa (harikulade)

  • Mariposa (kelebek)

  • Muñeca  (oyuncak bebek)

  • Muchacha (kız)

  • Öpücük atma (3 kere)

Yine de bu kadar laf yememize rağmen enteresan bir şekilde gelip peşinizi bırakmamazlık yapılmıyor. Bir yerlerde bir şekilde tanışıp, konuştuğun, dans edip şarkı söylediğin Kübalı arkadaşlar (kadın-erkek) etkinlik bittiğinde haydi ben gidiyorum iyi eğlenceler deyip gidiyor. Zira yabancıları rahatsız etmekten çok korkuyorlar. Ama unutmayalım ki, özellikle Küba’nın İstanbul’u Havana’da laf atmaları, "heyy arkadaş nerelisin", "taksi var taksii", "ev lazım mı" gibi cümleleri çok sık duyacağız.

 guapaaa lindaaa nidalarını duymadan az önce :)

Çekirdekten yetişen özgüvenli Kübalı lise öğrencileri. Lindaaa fotoo lindaaa diye beni çağırdılar :)

Tahmin edersiniz :)

Taksiciler genelde önce tasii tasii (taksi) diye bi şanslarını denerler. Cevap vermezsen paseooo (gezdireyim mi) diye sorarlar. Ona da cevap vermeyip yürümeye devam ediyorsanız marido en alquiler (kiralık koca) diye hizmette sınır olmayan hünerlerini sana iletmek isterler! 

Tipik bir özgüvenli Küba giyimi :)

VENCEREMOS!

Sebebi devrim midir, adanın güzelliğinden midir bilemem. Ama Kübalılar ülkelerine aşıktırlar. Evlerinde, arabalarında, telefon ana sayfalarında her yerde birer Küba bayrağı iliştirilmiştir. Bizdeki milliyetçilik algısı orada Küba sevgisi halindedir. Tabi bu Küba sevgisinin formu yine bizim algımızdan farklıdır. Şöyle ki, Amerika’ya içten içe hatta dıştan dışa duyulan bir özenti mevcut Küba’da. Hatta sanırım Latin Amerika’nın genelinde.

Şöyle ki, evet yaşamın her alanında bir Küba bayrağı, bir Fidel, Che resmi olsa da, kenarına da iliştirilmiş bir minik Amerika Birleşik Devletleri veya İngiltere bayrağı görülüyor. Bir tık ötesi, çocuklarına verdikleri isimler. Evet evet Kübalıların isimleri hiç öyle Latin Amerika dizilerinde gördüğümüz Rosalinda, Jose Manuel, Paco falan değil. Örneğin; Mileidys  (My lady çağrıştırdı mı?), İloveny (iloveni olarak okunur ama I Love NY’tan araklanır), Brayan (e bu bildiğimiz Brian değil mi?).

Bunun sebebini çok kavrayamasam da, bu arkadaşlar çok güzel bir şey başarmışlar. Venceremos demişler; yani yenmişler! Çünkü kafa tutmuşlar. Bağımsızlık demişler. Tüm dünyayı kendisine hayran bırakmışlar. Sonrasında yokluk olmuş ama Küba özgüvenleri ve Küba sevgisiyle yollarını bulmuşlar. Bizdeki Sosyalizm konseptinin çok farklı bir uygulaması var orada. Belki de hiç öyle kitaplarda okuduğumuz gibi olmuyor o iş. Belki de kendini hep yenileyen Amerika’ya ve emperyalist diğer ülkelere kafa tutsalar da, içlerinde ülkece yenilenememenin eksikliğini hissediyorlardır. Bunu da bir şekilde dışa vuruyorlardır.

Bir hukukçu olarak, Küba’daki vatandaşlıktan çıkma vs. konularına da merak saldım ve Küba Anayasası’nı inceledim. 32. Maddesi demiş ki; ey Kübalılar! Çifte vatandaş olamazsınız. Doğumla veya sonradan edindiğiniz Küba vatandaşlığını başka bir ülke vatandaşlığı ile çevirecekseniz, buyrun rahatça çıkın. Ha sonradan geri Küba vatandaşlığına dönecekseniz de, diğerini iptal edin buyrun geri gelin. Ne güzel değil mi :)

Ben ya da diğer gezi yazıları ne anlatırsa anlatsın. Burası bir Avrupa ülkesi değil. Her şey alıştığımızın dışında. Algılar, hayat tarzı, yemekler, hava, su hepsi bambaşka. Bunu denemeden, ben ne anlatırsam anlatayım yine kendi kriterlerinizden bakacaksanız Venceremos olamayız :)

Diğer Küba yazılarına buradan ulaşabilirsiniz!

#rotapintacuba