San Francisco’nun biraz da iç bölgeleri, hippi alanları ve turistik atraksiyonlarına göz atmalık bir bölüm seni bekliyor :)

 

Civic Center

Büyük müzeler, belediye binası, Birleşmiş Milletler’in yeri ve büyük yapıların arasında biraz dolanabilir ve nihayet evet Amerika’dayım diyebilirsin :) (hani şu Amerikan filmlerinde hep görülen heybetli yapılarla Amerika’yı bir tutanlardansan)

Bu bölgede evsizlerin sayısının arttığına, sokakların daha da kirli olduğuna ve kokuların kötüleştiğine şahit olacaksın. Buralarda gece çok vakit geçirmemeye ve konaklamanı seçmemeye çalışmanı öneririm. Tatlı bir tatil deneyimi için daha iyi bölgeleri seçebilir ya da benim gibi Oakland’da kalabilirsin :)

Merak ettiğim birkaç mekan için bu kısma gelmiştim, gelmişken de yediklerimizi yer meşhur tramvayın kalktığı ilk durak olan Union Square’e bir U çekerim demiştim. Asya sanatları müzesi, Kalifornya yüksek mahkemesi, savaş anıtı opera evi gibi yerler ilgimi çeker diyorsan vakit ayrılabilir elbette. Biraz kuzeye doğru çıktıkça TURK STREET caddesini görüp fotoğraf falan çekmek isteyebilirsin belki de (!)

Keith Haring sevdalıları buradalar mı?!

Turtle Tower: Vietnam yemeklerine merakın var ise, ya da hiç denemedin neymiş bir bakayım dersen hazır güzel yemek şehri San Francisco’dasın at kendini içeri. Meşhur çorbaları Pho, Summer Roll, vejetaryen ve et yemek seçenekleri seni mutlu edecek :)

Jane: Larkin ve Filmore caddelerinde de olan sağlıklı ama sıkıcı olmayan kahvaltı, öğle yemeği destinasyonu. Kahvesi çok tatmin edici olmasa da, sabah erken gittiğim için fazlasını aramamıştım. Amerika’da çoğu yerde kahven garson tarafından durmadan dolduruluyor sen tamam dur diyene kadar. Heyecanlı kısmı ise ücretsiz :)  burada da gidip tezgahtan doldurulmasını isteyebiliyorsun. Ejderha meyvesinden yapılma smoothie bowl (kase) oldukça doyurucu ve ferah geliyor sabah sabah. Yok ben doymam dersen de güzel bir yumurta ve muzlu fıstık ezmeli dilim ekmek de seni mutlu edebilir :)

Jane on Larkin 

Dragonfruit Smoothie Bowl

Mr. Holmes Bakehouse: Eğer Jane on Larkin (Larkin caddesi üzerindeki Jane)’de bir kahvaltı yaparsan mutlaka ama mutlaka caddenin karşısındaki bu güzelim fırın ürünleri için midende yer bırak. Cruffins dedikleri milföy hamurundan muffinleri abartılmamış bir lezzet ve popüleritede. Her güne değişik dolgulu cruffins servis eden bu fırında, benim şansıma ahududulu denk gelmişti ve parmaklarımı yalamıştım (yalansız) ! ben alıp Russian Hill tepesinde zengin evlerin arasında garip bakışlar altında yemiştim! Evet rotapinta da olsan klişelerden kaçamayacağın anlar olabilir, o da içindeki meşhur “I got baked in San Fran” neon yazısının orada fotoğraf çekilmek (!)

Mr. Holmes Bakehouse mini fırını içerisinde bir takım klişeleri gerçekleştirmiş olmanın haklı gururu (:

Swan Oyster Depot: Anthony Bourdain’i sevmeyenimiz yoktur sanırım. Onun San Francisco’daki mekanı imiş bu istridye ve deniz ürünleri restaurantı. Doğru zamanı ayarlayamadığım için uğrayamadım, ama uğrayan olursa ve uzun kuyrukları bekleyip karnını güzelce bir doyuran olursa bir selam çaksın bana :)

Union Square: turistlerin, görece pahalı hediyelik eşyaların, cankilerin, buram buram ot (marijuana) kokularının, büyük alışveriş dükkanlarının, yüzüne patlayan flaşların ve en önemlisi de cable car (tramvay) durağının merkezi (Cable Car Turnaround Powell St.) bu meydan. 3 hatta giden tramvayların ilk ve son durağı burada olduğu için, uzuun kuyruklar bekleyerek bir şekilde hangi hat önemli değil yeter ki bineyim diyecek ve atlayacaksın birine. Gözün o yokuşları kesmeyecekse de ve Russian Hill tepesinde Lombard Caddesine gideyim oradan aşağı sallanırım diyorsan (benim gibi) Powell & Hyde hattına binmelisin. Fazla meraklı turistlerden bunalmış olan kondüktör abilere çok bulaşmasan ve talimatlarına uysan da iyi edersin. Şanslı isen açık kısmında seyahat etmelisin. (full house intro misali)

Russian Hill

Lombard Street: haydi şu görülmesi gerekli turist harikalarını görelim de, yiyip içmeye, insanları gözlemlemeye, kültürü öğrenmeye devam edelim dediğimiz bir yerdeyiz. Dünyanın en virajlı caddesi denen Lombard Caddesinde bir tepeden, bir de aşağıdan fotoğraf aldın mı, bir kaç zengin evlere göz attın mı, tamam, haydi önce İtalyan sonra Çin Mahallesi’ne :)

Chinatown

Lombard caddesinden inip sağa doğru Çin Mahallesi’ne yöneldiğinde eli mahkum bir şekilde İtalyan Mahallesinden geçecek yolun (Columbus Ave üzerinden). İtalyan müzikleri, yüksek sesle konuşan İtalyanlar, temiz sokaklar, pizza makarna işaretleri, Yeşil-Kırmızı-Beyaz renkli direkler bence çok şirin ve vakit geçirilesi bir bölge :) Bir an önce Beat kuşağı edebiyatçılarının dolandığı, okumalar yaptığı, yemek yediği yerleri görmek istediğim için hızlı geçirdim İtalyan Mahallesini.

Anında alfabeler de değişir, insanlar da Amerika’nın en büyük Çin Mahallesi’nde.

İtalyan Mahallesi

Citylights Bookstore: Beat kuşağı edebiyatçılarının ve takipçilerinin takıldığı, şiir okumalarının yapıldığı 1953 yılından gelme bağımsız ve devasa kitapçı. Saatler geçirsen yetmez bu canım yere. Bir sürü kategoriye ve dillere ayrılmış bölümler içerisinde arayıp da bulamadığın, ya da hiç duymadığın yazarların kitaplarını bulacaksın burada. Dilersen geç sandalyelerden birine, ya da at kendini anı kokan ahşap basamaklara oku okuyabildiğin kadar. Citylights ülkenin ilk basılı yayın satan bağımsız kitap evi imiş aynı zamanda. Bağımsızlık bizim karakterimizdir. Severiz bağımsızı. Beat neden buralara gelip yerleşmiş, kitap evleri açmış, barları işgal etmiş dersen de, bir Jack Kerouac ‘Yolda’ önerir, bir de o dönem Çin Mahallesi’ndeki evlerin kiralarının çok ucuz olduğunu söylerdim.

Speck’s Twelve Adler Museum Cafe: Kafe dediğine bakma, alıp biranı o anı kokan, Beat’ten edebiyatçıların resimlerinin, yazılarının olduğu masalarda kitabını okur, yazılar yazarsın saatlerce. Tam citylights kitapçsının karşısındaki bu müze kafe 16:00’da açılıyo ve ne yazık ki kötü zamanlamam yüzünden bir biram eksik kaldı burada. 

Beat Kuşağı edebiyatçılarının okumalar yaptığı oda (Citylights Bookstore)

House of Nanking: Neredeyse tüm bloglarda, yerel rehberlerde buradan bahseder, hatta buranın susamlı tavuğunun ününden... abartı değildir, güzeldir. Ama özellikle söylemek isterim ki porsiyonlar devasa boyuttadır. 2 kişi doymayız şimdi deyip, bir de mantar sote söyleyelim demez olaydım... Çin Mantısı da denemek istiyorsan, siparişini minik tut :)

Great Eastern: Yine birçok San Francisco rehberinde Great Eastern’in çin mantılarının (dim sum) lezzetinden bahsedilir. Ne yazık ki o son mantar soteyi söylemeyecektim....

Fortune Cookie Factory: Burada da bazı Çin Restaurantları şans kurabiyeleri dağıtır. Benim için tatsız tuzsuz bir şeydir o. Kırarsın içinden bilgisayar çıktısı ile senin kaderini vs. yazan bir kağıt bulursun. İşte burası o kurabiyeleri yapan fabrika. Nasıl yapıldığını izler, kendi fortune cookie’ni yapabilir ve hediyelik götürebilirsin!

Eastern Bakery: Şehrin en eski Çin Fırınına hoşgeldiniz. Kapıdan girerken kapıya bağlı çan öter. İngilizce bilmeyen yaşlı bir teyze seni karşılar ve ne sipariş ettiğini anlamaya çalışır. Sense ‘meşhur’ Çin hamur işi Moon Cake yemek istersin. Lotuslu dışında başka bir aromasına da bulaşma derim kenara çekilirim :)

House of Nanking'in meşhur susamlı tavuğu ve mantar sote :(2 kişi için bile çok fazlaydı!)

Çinliler'in Ay keki dedikleri Moon Cake (Lotuslu olandan denenmeli sadece!) (:

Dragon’s Gate: evet Çin Mahallesi’ne girişini nasıl fotoğraf alanı yapabiliriz diyenlerin ürünü bu kapı. Fotoğraf çekilirken işlek bir cadde üzerinde olduğunu ve arabaların seni ezmemek uğruna kazalar yapabileceğini unutmamalısın :)

Hediyelik: San Franciscolu çorap, çanta, anahtarlık, düdük, cüzdan, bayrak bilumum ne hediyelik arıyorsan hemen Çin Mahallesi! Fiyatlar, seçenekler ile yaşasın Çin Cumhuriyeti diye bağırdığını duyar gibiyim! Çakma gözlük ve saatlere dikkat!

Alamo Square

Piknik yapmalık, sokaklarda yürüyüp güzel evlere bakıp iç geçirmelik, bir de Full House dizisi introsu sonunda dizi kahramanlarımızın piknik yaptığı parkın arka planındaki yan yana renkli Viktoryan tarzı evlere bir bakayım dediğin bir yer. Alamo Square park ve Painted Ladies de bunun içindir. Ama emin ol ki Painted Ladies evleri de neymiş diyeceğin, çok daha güzel evler seni bekliyor San Francisco sokaklarında.

The Mill: ekmekleri ile ünlü fırın. Elim boş olmasın Alamo Park’ta dersen, güzel four barrel kahveni de buradan alıp parkta çimlere uzanabilirsin.

Painted Ladies diye karşımıza çıkan 6 ev :)

Haight-Ashbury

Yıl 1967, Summer of Love dedikleri aşk yazı, bir uyanış, hippi devriminin doğuşu. Nerede mi? İşte tam Haight ve Ashbury sokağının kesişimi olan bu yerde.

60-70’lerdeki gibi uzun saçlı basma elbiseli kadınlar, sakallı yakışıklı arkadaşlar ellerinde kitaplarla, gitarlarla ve belki de bir demet çiçekle geziniyor diye düşünüyor isen yanılıyorsun. Çünkü o zamandan bu zamana değişen Hippie kavramı maalesef eskisi kadar iç açıcı ve renkli değil.

Uyuşturucudan ağız burun kaymış, uzun bir süre banyo/duş türevlerini hayatına sokmamış, deri ceket, deri şort giyen, saçını yarım yamalak kesmiş insanlar var artık Haight ve Ashbury sokaklarında.

Bir klasiği gerçekleştirmek adına biraz Haight üzerinde yürüdüm. İkinci el giyim dükkanları, kitap evleri, plak dükkanları bakındım.

Meraklısına Greatful Dead’in 60lar sonunda yaşadığı eve bir göz atmak istersen (dışarıdan!, çünkü içinde yaşayanlar var) 710 Ashbury Street üzerinde!

Ritual Coffee Roasters: Mideme güzel bir kahve girsin de, hippi devriminin grafittili sokaklarını rahat gezeyim diyorsan. (1300 Haight Street)

Amoeba Music: Plak sevdalılarına! (1855 Haight Street)

The Booksmith: müzik ve kitapseverler için (1644 Haight Street)

Rasputin Music: 70lere ilham veren bir çok grubun, sanatçının takıldığı buralarda elbette tonla müzik dükkanı olacaktı! (1672 Haight)

Golden Gate Park: Hippilerin 67-70 yılları arasında toplandığı, büyük etkinlikler festivaller düzenlediği bu parka da yarım gün ayırsan yeterli olmayabilir :) Golden Gate Park’ın içerisinde para vererek girdiğin Japanese Tea Garden oldukça fazla abartılmış ve turist kapanı bir yer. Demedi deme!

Barış işaretleri bu bölgede her yerde! 

68 kuşağı deyince elleri öpülesiler de burada (:

CASTRO

Bu renkler de ne böyle! Neden her yerde öpüşen erkek afişleri var! Aa yaya geçidi neden gökkuşağı renklerine boyanmış! Ne kadar mutlu çalışanlar! Dediğim ve San Francisco’da en sevdiğim mahalle olan Castro mahallesindeyiz!

Filmlerde hep gördüğümüz Castro Theatre sineması, Harvey Milk’in LGBTİ haklarını savunup bir devrim yarattığı bu sokaklar (Sean Penn’in oynadığı Milk filmini izlemeyenlere buradan önerim) hala geçmişine ve zaferlerine bağlı. Neredeyse her evin camından bir LGBTİ bayrağı sarkıyor. Ayrımsız, kavgasız, huzur içinde bir mahalle işte.

Kitchen story: Amerikan kahvaltım olsun ama biraz füzyon olsun diyorsan doğru yerdesin! Yumurtaları, ödüllü baconları ve kocaman pancakeleri, sen daha bitirmeden doldurdukları kahveleri... hepsi aklımda :) çok benlik değildi ama bir kaç yıl önce şu brunchlarda içtiği kereviz ve domates suyuyla yaptıkları ‘Bloody Mary’ yarışmasında da birincilikleri varmış!

 

Super Duper Burger: Zincirleşse de, bu zincirleri minimumda tutan bir burgerci burası. Yerli çiftçilerden patates, sebze vs., yine yerli hayvancılardan da etlerini alıyorlar. Ev yapımı burger konsepti burada oldukça eğlenceli ve lezzetli! Parmesanlı sarımsaklı patates kızartmalarını dehşet içerisinde öneriyor, ama ne yaparsan yap bitiremediğini paketleyip götürme diyorum! :) koku çıkmıyor!

Dolores Park: Tam Castro ve Mission (latin) bölgesi arasında sınır bu park da yine hippie parkı diye geçmekte. Ama yukarıda bahsettiğim ‘yeni tarz hippi’lerin sizi beklediğini unutmayın! Yine de güneşli bir günde biraz piknik yapıp, biraz köpekli çocuklu aileleri izlemek için ideal bir park!

Kitchen Story brunchından- poşe yumurta tabağı!

Super Duper Burgerlerinin dayanılmaz lezzeti ve 'garlic fries' sarımsaklı kızartmaları!!!

Dolores Park

MISSION

Geldik benim favori mekanlarımdan birine daha. Aşağı ve yukarısı birbirinden tamamen farklı Mission bölgesi. Yukarılarda biraz daha Dolores park, tatlı 3. Nesil kahveciler, güzel temiz evler sokaklar varken, aşağı bölgelerine indikçe (24th Street) ortam biraz Meksikalaşıyor, yüksek sesli ve tedirgin edici olabiliyor. Yine de Meksika mutfağına aşık biri olarak ben bu kısma da ayrı hayran oldum!

Tartine Bakery: Dolores Park’a çok yakınsan, kendi yaptıkları yulaf sütünden bir kahve ile fırınlarından bir kruvasan kapabilir ve parka geri dönebilirsin. Güneşi de yakalayabilirsen keyfine diyecek olmayacak.

 

Four Barrel Coffee: (375 Valencia Street) San Franciscolu hippilerin meşhur kahvecisini merak ediyorsan.

Women’s Building: Kadınlar için atolyeler, psikolojik destek, dil kursları vs. gibi etkinliklerin yapıldığı bu binanın dışındaki murallar görülmeye değer. Kadın figürlerinden oluşan rengarenk bir tablo binanın üstünü kaplamış. Giriş kapısının üzerindeki duyurulara baktığında özellikle Arap coğrafyası ve Latin coğrafyasından gelen kadınlar için ücretsiz psikolojik destek hizmeti verdiklerini göreceksin.

Women!s Building

La Taqueria: Azıcık İngilizceleri ile önünde sıralar oluşturan Meksika lokantası. Sıraya girersin Burrito, Nachos, Taco seçeneklerinden hangilerini istediğini söylersin. Sıra numaranı alır ödemeni yapar, artık şansına İngilizce ya da İspanyolca sıra numaranın seslenilmesini beklersin :) ama mis gibi doyarsın!

El Farolito: Meksika yemeklerine düşkünlüğün had seviyesinde ise, burada da bir buritto denersin belki benim için!

La Palma: Latin Amerika’ya gitmene gerek olmadan, Latin Amerika ayağına geldi! Latin Amerika süpermarketi :)

Craftsman and Wolves: Kreatif unlu mamüller, yumurtalı muffinler (egg-filled muffins) ve bilumum tatlıları ile lokal rehberlere girmiş lüks ve deneysel bir pastane.

Clarion Aley: Politik temalı mural ve grafittilerin olduğu dar bir geçit. Açık hava sanat galerisi gibi.

Dandelion Chocolate: San Francisco öncesi izlediğim Youtube kanallarından bir tanesi (pek de sevdim) Zeene InRealLife bahsetmişti buradan. Mission’da yaşayan lokaller gibi baharatlı sıcak çikolatanı (spicy hot chocolte) al ve sokaklarda dolan.

Bi-Rite Creamery: devasa toplar, bolca seçeneklerden kendine bir koca külah dondurma almak istersen.

Curry Up Now: biraz bütçeli olsun, baharatı da olsun, deneysel de olsun diyorsan burası sana göre. Meksika dokunuşlu Hint yemeklerinin yapıldığı bu yer yine lokal rehberlerden defterime girmişti! Önerilenler sexy fries (patates kızartma), tikka masala burrito (offf!), deconstructed samosa (Hint Böreği)

Seward Mini Park: çok yedim ne yapmalıyım dediğin an hemen Seward & Douglas caddelerinin kesişimine git ve inişli çıkışlı San Francisco sokaklarından birinde kayaya oyulmuş büyük bir kaydırak deneyimini yaşa! (30 Seward Street)

4 günlük San Francisco seyahatimin tadı damağımda kalsa da Golden Gate’den geçerek Tahoe Gölüne doğru yola çıkma vakti gelmişti. Tahoe ve Reno da kısa süre sonra yayında olacak... ya da şuraya bir yere bir link koyarım belki :)