Kimilerine göre deniz-kum- güneş, kimilerine göre ise antik dönemin izleri. İster Assos dersin, ister Behramkale, mis gibi doğası, arkandan denize dik uzanan (evet Ege’de dağlar denize dik uzanıyor :) ) Kaz Dağları, pırıl pırıl denizi ile huzurlu bir kaçış noktası.

 

Tarihi yerler ile ilgili başka bir gezide başka bir yazıyla dönüş yapacağımdan, bu seferlik Bergama’dan Sivrice’ye uzanan o yoldan bir takım anılar bırakalım buraya :) Ayrıca yol ve güzergah ile ilgili yemyeşil doğa içeren rota için buraya bakabilirsin! 

Güneyden Assos’a gelmek için öncelikli olarak Küçükkuyu’dan sağa dönüp zeytin ağaçlarının içerisindeki Adatepe’ye ve Zeus Altarı’nın olduğu tepeye çıkmanı öneririm. Harika bir manzara, lezzetli zeytinyağı ve cıvıl cıvıl kuş sesleri orada seni bekliyor olacak. Gelmişken zeytinyağı müzesine de bir uğra derim! 

Küçükkuyu’dan Zeus Altarı yaklaşık 3 km.lik bir dağ yolu. Yürüyerek de çıkabileceğin gibi, araba ile çıkmak tabiki de en mantıklı olanı. Adatepe minibüsleri ile de yukarı çıkabilirsin.

Adatepe köyü sit alanı ilan edildiği için, o bizim klasik çivi bile çakamazsın köylerinden biri olma özelliğine sahip. Etrafı canım zeytin ağaçları ile çevrili olduğundan acıkanlar için leziz Ege zeytinyağlılarından denenmesini tavsiye ederim. Uzaktan bakıldığında o resimlerde görüp “ayy ne güzeel keşke bizde de olsa” dediğimiz İtalyan köylerini andırıyor Adatepe.

Hemen karşısında Ege Denizi’ni selamlayan Zeus Altarı duruyor. Sağında solunda kimin neden başlattığını anlayamadığımız ağaçlara bağlanmış çaputlar sallanıyor (!) Bir dileklik vs. durumu olmayan Zeus Altarı güneşi batırmak için ve "eyy Ege  (veya eyyy Zeus) sen mi büyüksün ben mi büyüğüm" deme noktası sadece.

Zeus Altarı'nın paha biçilemez manzarası! 

Zeus Altarı’nda manzaraya doyup, İlyada ve Odysseia’yı da andıktan sonra Assos ve meşhur Kadırga Koyu’ndan geçerek Sivrice’ye doğru geçelim. Bu yolda solunda deniz, radyonda Yunan radyo kanalları, mis gibi rüzgar yüzüne vura vura giderken, bir Ahmetçe Liman kısmına girmeni öneririm. Zira oldukça bakir olan bu köyde, denize girmek ve hatta şanslıysan günlük ev kiralamak bir ayrıcalık olabilir.

Ahmetçe köyünde denizlere çıkan sokaklar ve ev araları

Assos ve Kadırga koyuna giderken yolda bir çok çadır ve karavan kampları göreceksin. Müşteri değilsen WC kullanamazsın ama dikkat :)

Yiyebileceğin en güzel ve taze deniz ürünlerini (özellikle de ızgara ahtapotu) Behramkale Koyu'ndaki Assos Nazlıhan Otel'in restaurantında yiyebilirsin!

Assos Behramkale’den sonra Bektaş Köyü’ne gireceksin. Bektaş köyüne bağlı Balabanlı girişinde sola doğru toprak yoldan denize doğru bir git bakalım. Bir minik gölcük, başıboş dolaşan koyun sürüsü, gezmelerini bitirip köyüne dönen inek kardeşler yolda gitmene izin verirse Sivrice koyuna ulaşacaksın.

Bu arada arabaylaysan ve Assos’ta el yapımı ürünlerini satan teyzeler seni el kol sallayarak durdurursa (o yörenin otostop yöntemi olduğunu düşünüyorum) artık kaçışın yok, onları köyüne de bırakacaksın yolun üzerindeyse :)

Mesela Balabanlı bir teyze bizi aynı yöntemle durdurarak arabamızda Assos’tan Sivrice girişine kadar eşlik etti. Hoş sohbet, Ege şivesi, aa ne tatlı falan derken bir anda arkadan uzattığı el yapımı şalları kucağıma bırakıverdi. Yok şey ben istemiyorum ihtiyacım yok dediysem de, “hadi alıver bi dane” diyerek üstün marketing ve pazarlama becerisi ile bana bir tane şal aldırmayı başardı. Neyse bitti diye düşünürken, “bi dane de bileklik al 20 tl olsun demez mi?” yok teyzecim deyince, durur mu? Durmadı :) “kekik vaaaa amceynlen ben topladım. Dağ kekiği, limon kekiği ne istersen var. Hadi alıveeğ bi dane” diye inene kadar satış teknikleri sergiledi. Her şeye rağmen içimde oluşan teyzeye kocaman sarılma isteğiydi! :)

Sivrice koyuna inerken ve hatta Ayvacık civar köylerde yol hakkı öyle yayaların, arabaların değl. Bu güzel arkadaşların! Sabırlı ol ve geçmelerini bekle. Gidip sarılayım dedim ama kaçıyorlar :)

 

Sivrice koyu için öyle süslü elbiselerini falan almana gerek yok. Genç nüfusun yoğunlukta olduğu, ister çadırını alıp sahil kenarına kurulabileceğin, ister uygun fiyatlı pansiyonlarda kalabileceğin alternatif bir tatil yerinden bahsediyoruz. Doğa ve deniz birlikte yanıbaşında uzanırken ya da sen onların yanı başında sere serpe uzanırken, seni uyandırabilecek tek sesin horozlar olduğunu bir düşünsene...

Görmeden bilinmeyen bu güzel diyar için çeşitli konaklama alternatiflerin olsa da, benim kaldığım pansiyon Kabile Motel'di ve denizin yanı başındaydı. Ve pek de güzeldi.

Kabile Motel'in bahçesi ve iskelesi. Çıldırmalık değil mi :)

Çanakkale hakkında detaylı diğer yazılara ve anılara buradan ulaşabilirsiniz :)

#rotapintacanakkale