Ne yazık ki son 10-20 yılın derdi belki de özgün olamama, üretememe hali. Bu verimsizlik sanata ve müziğe de yansımış durumda. Aşağılamak için söylemiyorum ama Kral TV’yi açsan 2 saat boyunca sanki hep aynı şarkı çalıyormuş, aynı ritim vuruyormuş gibi bir his olmuyor mu sizde?

O yüzdendir hep 80ler 90lar müziklerini döndüre döndüre dinlememiz. Sevgililerimize hala o dönemin şarkılarından sözler göndermemiz, kitabevine gittiğimizde eski yazarların kitaplarına elimizin gitmesi, yeşilçam filmlerini hala gizli gizli izleyip gözlerimizin dolması bu sebepten değil midir?

Bu geçmişe özlem halinde, kısır ve yüzeysel müzik sektöründe biraz bizi anlayan birini bulduğumuzda sarılasınız gelmiyor mu sizin de? İşte Umut da öyle biri benim için. Bu verimsiz zamanlarda kocaman sarıldığım ve her dinlediğimde göz yaşlarımı kıpır kıpır eden sesi.

Umut’un İzmir’de kendi gibi çok alçak gönüllü ve müzik sever bir kitlesi var. Onu dinlemek için çaldığı günler ve mekanlar şöyle;

Salı ve cumartesi günleri Bornova’da Rockkas, Çarşamba ve Cuma günleri Alsancak İonia, Perşembe günleri de Gestin Cafe.

Sadece İzmir’de değil İstanbul’da da hatrı sayılır seveni olan Umut, bu bozuk düzeni sevmeyerek İzmir’e geri döndü ve hala burada mutlu mutlu çalıyor. İzmir’e yolu düşenler, İzmir’de yaşayanlar Umut’u dinleyip mest olmaya gitmeliler!

 

Şimdi şu aşağıda söylediği Ayrılamıyoruz Meliha’yla coverı için, “parçalıyor, kalbini deşiyor, kalp kırıyor, mahvetti yine” yazardım ama ‘coolluğumu bozmuyor ve sessizce şarkıyı buraya bırakıyorum.

Çok yaşa çok söyle Umut!